• Yüksek Standartlı Bir Hayat İçin Geliyoruz

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanımız Gürsel Yıldız Önderliğinde Hak Ve Huzur Partisi Geliyor Barış İçin Kardeşlik İçin Kadın Hakkı İçin Masumlar İçin Mazlumlar İçin Çözüm İçin İşsizlik İçin İnsanlık İçin Huzur İçin Gençler İçin Geleceğimiz İçin Yüksek Standartlı Bir Hayat İçin Haklı Bir Gelecek İçin Hak Ve Huzuru Seçin Seçinki Bir Çözümünüz Olsun Herkesime Kucak Açmaya Paylaşmaya Geliyoruz Engelli Kardeşlerimiz İçin

    gt

  • Abdullah KARAKEÇİ ile DİYARBAKIR’ı masaya yatırdık

    Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Hak ve Huzur Partisi Diyarbakır  İl Başkanı Abdullah KARAKEÇİ  ile DİYARBAKIR’ı  masaya  yatırdı

    Hak ve Huzur Partisi Diyarbakır  İl Başkanı Abdullah KARAKEÇİ”İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.”

    Hak ve Huzur Partisi Diyarbakır  İl Başkanı Abdullah KARAKEÇİ”Diyarbakır şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmıştır. MÖ 200’de Amidi Asur hükümdarı Adad-Nirari’ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı “Amid” ya da “Amidi” olarak geçmektedir. Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı “Amid, O’mid, Emit, Amide” şeklinde adlandırıldığı görülmektedir.11. yüzyılda yöreye gelen Türkmenler şehirdeki yapılarda kullanılan siyah renkli taşlardan dolayı şehre “Kara Amid” demişlerdir. Müslüman Arapların egemenliği sırasında buraya yerleşen “Bekr” (بکر) kabilesinden dolayı “Diyâru Bekr” (ديار بكر) (Bekr kabilesinin yurdu) olarak kayıtlara geçmiştir. “Diyaru Bekr” daha sonraları “Diyarbekir”; Osmanlı’nın son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyar-ı Bekr’in (Diyarbekir) 1867 yılında vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir. 1926’da Mustafa Kemal Paşa’ya fahri hemşehrilik verilmiştir.

    Diyarbekir’in “Diyarbakır” oluşuna dair çalışmalar, Türk Dili dergisinin Haziran 1938 nüshasında özetlenmiştir. 17 Kasım 1937 tarihinde Atatürk’ün trenle Diyarbekir’den Elâzığ’a geçtiği gece yapılan bir dil tartışmasının ardından, Türk Dil Kurumu’na gönderilen bir telgrafla başladı. Yapılan çalışmaları sonucu şehrin adı Diyarbakır olarak değiştirildi. Türk Dil Kurumu Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen”e gönderilen telgraf şöyledir.

    Diyarbekir şehrinin isminin etimolojisine dair etüt var mıdır? Esasta bu şehrin ismi ‘Bakır memleketi’ manasına olan ‘Diyarbakır’ olması gerektir ve artık bu isimle tanınacaktır. Dil Kurumu’nun bu hususta Tarih Kurumu ile işbirliği yaparak, historik ve lengüistik tetkikatta bulunması emrediliyor. Balıkesir saylavı İsmail Hakkı’nın da mesai birliğine davet edilmesi faydalı olacaktır. Tetkikatın titizlikle yapılmasını ve mümkün ise neticelerin takiben bildirilmesini saygılarımla dilerim.

    Şehirde bakır madenciliği olmamakla beraber, ilde bakır madenciliği yaygın, kayda değer olmamıştır.

    Diyarbakır ve çevresi tarih öncesi dönemlerden itibaren her devirde nemini korumuş Anadolu ile Mezopotamya Avrupa ile Asya arasında doğal bir geçiş yolu bir köprü görevi yapmış bu nedenle de çeşitli uygarlıkların tarihi ve kültürel mirasını günümüze kadar taşımıştır.

    Tarih boyunca

    Amida Amid Kara-Amid Diyar-Bekr Diyarbekir Diyarbakır adlarını alan kent Güneydoğu Anadolu bölgesinin orta bölümünde Elcezire denilen Mezopotamya’nın kuzey kısmındadır.

    Yontma taş ve Mezolitik devirlerde Diyarbakır ve çevresindeki mağaralarda yaşanmış olduğu yapılan arkeolojik araştırmalar ile anlaşılmıştır. Eğil-Silvan yakınlarındaki Hassun Dicle Nehri ve kolları üzerinde Ergani yakınlarında Hilar mağaralarında bu çağdan kalma kalıntılar tespit edilmiştir.

    Anadolu’nun en eski köy yerleşmelerinden biri olan tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani yakınlarındaki Çayönü Tepesi günümüzden 10.000 yıl önceye tarihlenmesi ile sadece bölge tarihimize değil Dünya uygarlık tarihine de ışık tutmaktadır. M.Ö. 7.500-5.000 yılları arasında aralıksız olarak daha sonra da aralıklarla iskan edilmiş olan günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı Çayönü insanların göçebelikten yerleşik köy yaşantısına avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçtikleri “Neolitik Devrim” olarak da bilinen teknolojik yaşam biçimi beslenme ekonomisi ve insan doğal çevre ilişkilerinin tümü ile değiştiği kültür tarihi ile ilgili buluşlarda bir çok ilki de içeren Canlı ve ilginç bir yerleşmedir. Yabani Buğday mercimekgiller gibi bitkilerin tarıma alınması koyun ve keçinin evcilleştirilmesi ile Çayönü bilim dünyasında önem kazanmıştır.

    Yine Ergani yakınlarındaki Grikihaciyan Tepesi’nde M.Ö. 5.000 yılları başına tarihlenen “Gelişkin Köy Evresi” ya da Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan Halaf Kültürünün sonlarına tarihlenen tek bir kültür evresi görülmüştür. Halaf Kültürü Kuzey Irak Suriye ve Güneydoğu Anadolu’da görülen yuvarlak planlı kubbeli evleri zengin boya bezeli çanak-çömleği ile ünlüdür.

    Diyarbakır’ın Bismil İlçesi yakınlarındaki Üçtepe Höyük’te yapılan ve henüz bitirilmemiş olan kazı çalışmalarında ise 2. Bin Yeni Asur Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemine tarihlenen önemli bir merkez ortaya çıkarılmıştır.

    Öte yandan Lice yakınlarındaki Birkleyn mağaraları ve Eğil’deki Eğil Kalesi ve kayalardaki kitabeler Asurlardan kalan önemli eserler bulunmuştur.

    Diyarbakır’ın kent merkezinin tarihine baktığımızda ise M.Ö. 3. Binde kente Hurri-Mitaniler’in egemen olduklarını görüyoruz. M.Ö. 1260’a dek egemenliklerini sürdüren Hurri-Mitaniler’den sonra sırasıyla Asurlular Aramiler Urartular İskitler Medler Persler Makedonyalılar Selevkoslar Partlar Büyük Tigran İdaresi Romalılar Sasaniler Bizanslılar Emeviler Abbasiler Şeyhoğulları Hamdaniler Mervaniler Selçuklular İnaloğulları Nisanoğulları Artuklular Eyyübiler Moğollar Akkoyunlular Safeviler ve Osmanlılar Diyarbakır’a egemen olmuşlardır.

    Bu uygarlıklar arasında Diyarbakır’da en fazla tarihi eser yapan ve iz bırakanlar Romalılar Abbasiler Mervaniler Selçuklular Artuklular Hıristiyan ve Osmanlılar olmuştur. Diyarbakır sadece Roma-Bizans değil aynı zamanda Müslüman Pers Arap ve Tür devletlerinin zengin tarihi ve kültürel değerlerini taşıyan ortak bir kültür mirası olarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikler surlarda birçok medeniyetlerin izlerini kitabe süsleme figür kapı veya görkemli burç şeklinde en canlı şekilde görebilmekteyiz

    diyarbaki45 diyarbakiil diyarbakir2 diyarbakir3

    İnsan Merkezli Siyaset

    İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

    Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

    hh_logo

    Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

    Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. 

    Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

    Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

    Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

    Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

    Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

    Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

    Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

    Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

    Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

    Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

    İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.

     

  • Gürsel YILDIZ Adana Seyhan İlçe Başkanı Osman Kuzuoğlu’nun işyerinde

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Adana Seyhan İlçe Başkanı Osman Kuzuoğlu’nun işyerinde

    Yerel Yönetimler

    Kamu hizmetlerinin yaygın ve hızlı bir şekilde yürütülmesi için merkezi yönetim yetki-sindeki birçok hizmetin yerel yönetimlerce yürütülmesi çalışmaları hızlandırılacak; ancak bu yetkilerin kullanımı merkezi yönetim tarafından titiz bir biçimde denetlenecektir.

    Partimiz, yerel yönetimlerin su, elektrik, temizlik, altyapı çalışmaları, yapı izni ve kont-rolü gibi rutin hizmetleri yanı sıra şehir kültürünü geliştirme görevine de yeterli önemi vermesi gerektiği kanaatindedir.

    Yerel yönetimlerin etkinliği arttırılacak, merkezi yönetime mali ve idari bağımlılığı azaltılacak, kaynak kullanımı üzerinde halkın denetimini güçlendirecek bir şeffaflık sağlanacaktır.

    Ulusal yeni bir kentleşme politikası belirlenecektir.

    İmar ve görüntü kirliliğinin ortadan kaldırılacağı, altyapı eksikliklerinin giderileceği, yapılaşma oranının aşıldığı kesimlerde zorunlu kamu binaları dışında imar değişikliklerinin engelleneceği ve tamamen şeffaflaşacağı, kentsel dönüşümü tamamlanacağı, inşaat standart ve denetiminin etkinleştirileceği, tüm yaşam alanlarının engellilerin kullanımına uygun duruma getirileceği, kent kültürünün yeniden inşa edileceği bir büyük seferberlik başlatılacaktır.

    seyhan1

    DIŞ POLİTİKA

    Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, Dünyada barış” direktifi, dış politikamızın esasıdır.

    Partimiz, ülkemizin tarihî, coğrafi ve kültürel özellikleri ile jeopolitik ve stratejik konumunu dikkate alan dinamik bir dış politika yürütülmesini öngörür.

    Dış politikamızda ulusal çıkarlarımızı ve uluslararası ilişkilerdeki karşılıklılık esasını gözeten, önyargılardan uzak, diyaloga açık, bölge ve dünya barışına katkıda bulunmak için azami gayret gösteren, tutarlı, seviyeli, vakur, etkin bir duruş sergilenecektir.

    Kıbrıs milli bir davamızdır. Kıbrıs politikamızın temeli, ülkemizin ulusal çıkarları ile Kıbrıs Türk Halkı’nın huzur ve güvenliğini garanti altında tutma esasına dayanır.

  • Abdullah AYKUT, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü Mesajı

    Abdullah AYKUT, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü Mesajı

    Mardin Kızıltepe  ilçesinde  Partisinin  örgütlenme çalışmalarını  sürdüren Hak ve Huzur Partisi  Mardin İl Başkan Yardımcısı Abdullah AYKUT , 4 Aralık Dünya Madenciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Aykut  mesajında şunları ifade etti;

    “4 Aralık tarihi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanmaktadır.

    Madenci kardeşlerimiz, dünyanın en zor ve en anlamlı mesleğini yaparak, yeraltı kaynaklarımızı insanlığın ve ülkemizin hizmetine sunmaktadır. Bu görevi yerine getirirken yerin metrelerce altında canlarını hiçe sayarak verilen mücadeleyi, birlikteliği ve dayanışmayı başka meslek dallarında göremeyiz. Geçimlerini sağlayabilmek için tehlikeli ve zor koşullar altında canları pahasına çalışan madenci arkadaşlarımız çok büyük emek vermektedirler.

    Bugün, başka hiçbir alanda göremeyeceğimiz, işe giderken “hakkını helal et” denerek salavatlanan, eve döndüğünde “geçmiş olsun” ile karşılanan madenci dostlarımın günüdür. Onlar, yüzündeki kömür lekeleriyle dünyanın en temiz insanları. Onlar, her ilmiği emek olan, parıldayan bir yüreğe sahip elmas adamlar.

    abdullah

    Taşkömürü üreterek ülkemiz ekonomisine kazandırma mücadelesinde  binlerce  şehit veren Ülkemiz’e , yerin yüzlerce metre altında canı pahasına emek harcayan madencilerimize vefa borcumuzu asla ödeyemeyiz.

    maden20

    Bu vesile ile madenlerde hayatlarını kaybeden tüm maden şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyor, hayatta olan tüm madencilerimizin ‘4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nü kutlayarak, sağlık ve mutluluk diliyorum” dedi.

     

    madenhhp

    kizi46 kizi47

    ????????????????????????????????????

  • Mehmet BALCI”Tarım Toprakları hiçbir dönemde bu kadar baskı görmedi”

    Hak ve Huzur Partisi Sakarya İl Başkanı Mehmet BALCI” Sakarya  ilinde Tarım Toprakları,Ormanlar,Meralar ve  Sular  üzerinde  gözü olanların sayısı  1000’i  geçmez  930 bin Sakarya’lının geleceği ile  oynuyorlar.

    Mehmet BALCI” Sakarya’da arazi kullanım durumuna bakıldığında,bir taraftan tarım yapılamaz nitelikte topraklar üzerinde tarımsal faaliyet yapılmakta diğer taraftan da tarıma elverişli toprakların tarım dışı amaçlarla kullanıldığı görülmektedir. Bu şekildeki arazi dağılımıyla çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır.

    Sakarya, Türkiye’nin toprağından dört mevsim ürün alınan en verimli bölgelerinden birinde yer alır. Aynı tarladan yılda üç kez ayrı türde ürünün alınması, toprakların bereketli olduğunun bir göstergesidir. Sakarya’nın bütün ilçeleri ve köyleri, meyve ve sebze bahçeleriyle bezelidir. Muz ve diğer sıcak bölge meyveleri dışında, Sakarya’da tüm meyveler önemli gelir sağlayacak miktarda yetişmektedir

    Toprak Kurulundan  geçmeyeceği  belli  olan İşlemeli tarıma uygun arazi varlığımız Toprak kuruluna  sunulmadan tarım arazisinin amaç dışı kullanıldığı görülmektedir.Son  günlerde  Sebze Meyve Halinin yapılacağı  alan,1.organize sanayi alanın  genişletildiği alan,Pamukova  Kağıt Fabrikası  çevresindeki tarım alanlarının  bulunduğu  bölgelerin  Tarım  dışına  çıkarılması  bizim geleceğimizi tehdit eden unsurdur.

    Resmi  yetkililer  Daha  önce  kazanılmış  haklar  konusunda bir şey  yapamayız  diyorlar.Kendi  dönemlerindeki  yanlışların  yapılmasına  izin  vermesinler  yeter.

    Sanayi tesisleri, ulaşım ve diğer alt yapı kolaylıkları gibi nedenlerden dolayı genellikle düz ve verimli araziler üzerinde kurulmaktadır. Böylece tarım topraklarının amaç dışı kullanımı, konusunda karşı karşıya bulunulan en önemli sorunlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Sanayi tesisleri sadece kapladıkları alan itibariyle zarara neden olmamakta, meydana getirdikleri kirlenmelerle de çevresinde bulunan tarım arazilerine ve bitki örtüsüne zarar vermektedir.

    Büyük kamusal yatırımların ve tesislerin tarımsal üretim ve yatırımlara yaptığı diğer bir olumsuz etki de, çevrelerine başka faaliyetleri çekerek yakınlarındaki tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılmasına ve tarımsal amaçlı yatırımların “ölü yatırımlar” haline gelmesine neden olmasıdır.

    NELER YAPILMALI

    Sakarya  genelinde bir arazi kullanım planı hazırlanmalıdır.

    – Sanayi tesislerinin ön izinsiz yapılaşmasına izin verilmemelidir.

    – Sanayi tesisleri yapılırken Çevresel Etki Değerlendirmesi  Raporu mutlaka hazırlanmalıdır.

    – Sanayi tesislerinin yer seçimine gerekli özen gösterilmesi, su ürünlerine, tarım arazilerine vb. zarar verecek yerlere bu tesislerin kurulması için ruhsat verilmemesi gerekmektedir.

    – Kentleşme ve altyapı tesislerinin çevre arazilerdeki etkileri iyi planlanmalı ve uygun önlemler alınmalıdır.

    – Özel yasa kapsamında bulunan alanlarda imar planı kesinleşmiş alanlar hariç tarım alanlarının tarım dışı amaçla tahsisi, ilgili uzmanların etüd raporuna göre yapılmalıdır.

    – Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Tarım ve Hayvancılık   müdürlüklerin kurularak faaliyete başlaması gereklidir.

    – Tarım alanlarının kamuya benimsetilmesi  amacıyla etkin bir faaliyet gösterilmelidir.

    – Konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları arasında felaketlerde  değil  her zaman sıkı bir işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır.

    Sakarya  Ormanları  konusunda  Orman  İdaresi sürekli  yangınların  azlığından  bahsedip  Ormansızlaşma  noktasını  hiç  gündeme  getirmiyor. Sakarya’da  Orman mı kadı ki  yangın olsun

    Dere yatakları kenarına aşırı yanaşma, dere yatağı sayılan yerlerde imar ve konut yapılması nedeniyle sellerden  aşırı etkilenildiğine dikkati çeken Mehmet BALCI, kazanılmış haktır yapılacak  bir  şey  yoktur demek sorunlara devam edileceği anlamına  geliyor.

    Mehmet BALCI, Her  sel ve  taşkından  sonra ilgili bütün kuruluş ve paydaşlarla işbirliği içerisinde selin meydana getirdiği olumsuzlukların ortadan kaldırılması, vatandaşın can ve mal emniyetinin sağlanması için çalışmaları sürdürdüklerini açıkladıkları halde  hiç bir işlemin  yapılmadığını görüyoruz.

    Mehmet BALCI”Sorun  çözme  niyetinde  olmayanların   önemli  görevlerde  yer  alması  ikinci bir  felakettir.“ Sapanca dağlarında . 2 B olarak satılan alanlar da bu inşaatların yapıldığı yerler. Yani o inşaatların yapıldığı alanlar ormanlık alan değil. Mevzuat açısından bizim yapabileceğimiz bir şey yok  Açıklamaları  bize  şunu  gösteriyor.Beklemişler 2 B  yasasını  Sapanca Ormanları artık İmara  açılacak demektir.Nasıl olsa ses  çıkaran yok..Yıllarca göz  yumulan  açmaların   sonucunu  2 B ile  taçlandırıp  büyük  para  kazanmaları  sağladılar.

    Akçay  Barajı  yapılacak  dendi  Orman  bırakmadılar Bu arada  Seller  Açma  yapanların  yollarını yerle  bir  etti.Sonra  asfaltı  yine  Belediye  yeniledi.Her türlü  olumsuzluklardan  normal  vatandaş  zarar görüyor.

    Tarım Toprakları hiçbir  dönemde bu kadar baskı görmedi

    Sakarya ilinde  Tarım  sektörünün kötüye  gitmesinin ana  nedenleri teknoloji  , kooperatifleşme ; Ar-Ge , pazarlama stratejileri uzun vadeli, sürdürülebilir tarım politikaları..olmayınca  elindeki Toprakları  Para  yapan Sanayiye,Ticaret alanı olarak  başka  amaçlarda kullanacaklara satmaya  başlanması kısa  sürede  paraya  kavuşmak istenmesi  buna  oy  uğruna görmezden  gelme yatıyor.

    Gökçeören    örneği bize  diğer yerlerdeki  başarıslıklarınıda  gün yüzüne  çıkarır

    Sakarya nın  batısında  kazımpaşa bölgesinde 36.000 Da lık alan.Gökçeören bataklığı diye geçer.Kışın su altında yazın ekilibilen bir arazidir.DSİ yıllar önce çevirme kanalı,ara kanallar,kılçık kanallarla bölünüp ,çark deresine deşarz edilir.sorun çark deresinin su seviyesi ile mevcut arazi arasındaki kot farkı 40 cm civarındadır.arazi etrafında şu an kızılcık meşeli göleti çalışmaları bitmek üzere bittiğinde 14.000 da arazi hem su baskınından kurtulacak hem sulama problemini çözmüş olacak.aynı zamanda daha önce çalışması yapılmış bir türlü uygulamaya konulumayan Selahiye göletinin yapılmasında aşırı yağışlarda oluşacak zararların önüne geçilmiş olacak.Yinede fazla yağışlarda 2000 Da kısım su altında kalıyor.Dolayısıyla kontrollü tarım yapamıyor çiftçilerimiz..Çiftçiler Bu kadar büyük arazideki zararlarının  boyutunu anlatamıyorlar.Sapanca’ya  fazla yağan yağmurlardan sonra çark deresinin su seviyesinin yükselmesinden dolayı fazla su bu sefer gökçeören arazisine geri akmaktadır.Dolayısıyla ekili arazide yine zarar yapmaktadır.

    mehmet_balci1 mehmet_balci2 mehmet_balci3 mehmet_balci4 mehmet_balci5

    DSİ ‘nince bildirilen fizibilitede gökçeörene yapılacak deşarz masrafların rantabl olmayacağıdır.Anlamak mümkün değil nasıl bir hesap yaptılar bilmiyoruz. Hollanda’da deniz seviyesi altında  tarım yapılıyor rantabl oluyorda bizde nasıl olmuyor anlamıyoruz.36000 Da  da kontrollü tarım yapmak istiyorlar.

    Çiftçiler DSİ yapmış olduğu etütlerden bir sonuç alamadıklarını.problem hala devam ettiğini  açıkladılar.Su baskınlarında acil olarak suyu boşaltıcak bir sistemin oluşturulmasıdır.

    Çiftçiler Uzun zamandır.her yağmur yağdığında ilgililer gelip problemini çözeceğiz dediler ,ama bir sonuç göremedik.arşivleri karıştırırsanız ,kaç valinin resimlerini,DSİ yetkililerini gazetelerde görürsünüz.Bu olaylar bize  bu meselenin çözülmesi istenmiyor gibi geliyor.Yada konunun önemini kavrayamadılar,yada çiftçilerin çektiği ızdırabı anlayamadılar.

    Şu an araziyi yeni gezdim  ve resmide yeni çektim.4000 Da arazinin durumu ortada .süt mısır ve slajlıklar hasat zamanı su olmasından dolayı çiftçiler zorlanıyor ve zarar ediyor.Ateş düştüğü yeri yakar hesabı çiftçinin sesini  yetkililer  duymak istemiyor.

     

    Hak ve Huzur Partisi Sakarya il başkanı Mehmet BALCI İşsizliğe  çözümü  buldu

    Hak ve Huzur Partisi Sakarya il başkanı Mehmet BALCI ” Ülkemiz’de işsizliği bitirecek önerim var her esnaf 1 işçi alacak güce ulaşırsa Türkiye de işsizlik kalmaz.

    Peki bu nasıl olacak büyük fabrikatörlere verilen önemin yatırımın yarısını da ufak esnaflara versinler bu işsizlik tamamen bitecektir.

    mehmet_balci1

    Mesela esnafa devlet dükkanlar yapsın maliyeti değeŕinde kira ödermiş gibi esnaflara satsın böylece esnaflar daha rahat işler yapar hem kendi ailesine faydalı olur hemde çevresine hemde yeni yapılar yapılarak çarpık yapılar ortadan kalkmış olur daha güvenli daha güzel sanayiler yapılmış olur yetkililere arz ederim.

    Mehmet BALCI Uyarıyor

    Uyanın uyanın artık ey gaflet uykusunda uyuyan müslümanlar uyanın artık nedir bu gaflet uykusu tutkunuz dünyanın her yerinde kardeşlerimizi yakıyorlar işkence ediyorlar öldürüyorlar tecavüz ediyorlar siz hala uyuyorsunuz sarhoş olmuşsunuz yeter artık kendinize gelin daha ne kadar uyuyacaksınız görmezden geleceksiniz vicdanlarınız nerde vallahi bizi narkozlamışlar bize izletiyorlar yaptıkları zulümleri kafirler uyanın ey müslümanlar o kadar cemaat var hiç biri bişey yapmıyor

     

  • Hak ve Huzur Partisi sessiz sedasız Büyüyor

    Hak ve Huzur Partisi İl Başkanları Toplantısı Ankara’da  Yapıldı.15 Temmuz’da Kurulunu  tamamlayan Hak ve Huzur Partisi  sessiz sedasız örgütlenmesin  Büyük  bir kısmını  tamamlayarak  Kuruluşunu  tamamlayan  İl Başkanları  ile Ankara’da  İstişare  Toplantısı  gerçekleştirdi.

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ , Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Vekili ,Başdanışman Türkiye ve Avrupa Sorumlusu Şerif KAPLAN, Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Yardımcısı Mehmet HOROZ, Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin ÇİÇEK’in önderliğinde kurulan parti  seçimlere  hazırlanıyor.

    hakvehuzur11

    İl Başkanlarının  ortak düşüncesi  Zulme  Uğramışların  Partisiyiz.Sağ  sol  zamanı  değil, Partimiz  Tüm Ülke insanlarına  karşı  sorumluluk taşımaktadır.AKP nin  Bizden olanlar  bizden  olmayanlar  diye  ırkçılık  yapmaktadır.Bizim Parti  hiç bir  zaman  ırkçılık  yapmayacaktır.

    Ege Bölgesi teşkilattan sorumlu  İzmir il başkanı Salih Narin”Sağ  sol  zamanı değil,Bizim kesim partisi değiliz. katılımcı partiyiz.amacımız vatana millete hizmet anlayışı ovar dil din ırk kimlik mezhep inanç gözetmeksizin Herkese kucak açmış Mozaik bir yapımız  var.Onun için  iktidar  alternatifi  bir  partiyiz”

    hakvehuzur12

    Narin”Şu anda karasız büyük bir kesimin var yüzde 25 lere tekabül eden bir kitlenin

    Umudu olmak için var  olduğumuz  Bilinciyle bu yola çıkmış genç dinamik tecrübeli çağdaş Katılımcı  bir  yapımız  var”dedi

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, milli destanımızın kahramanı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 76. yıldönümünde büyük bir saygıyla, özlemle, minnetle ve rahmetle anıyoruz.

    Kurtuluş savaşında emperyalizme hayır diyerek emperyalist ülkeleri vatanımızın topraklarından çıkaran milletimizin komutanı ve önderi; bağımsız ve özgür Türkiye hedefine odaklanarak Cumhuriyetimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuza kadar şükranla anacağız

    hakveadalet1qnkqra4

    Ulu Önder Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleri ve bağımsızlık hedefi milletimizin gururu ve onurudur. Atatürk’ün bizlere bıraktığı Cumhuriyet’e sahip çıkmak, halkımızın vazgeçilmez sorumluluğu ve görevidir.

    Milletimiz, tüm dünyanın saygı duyduğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlığını, milli birlik ve beraberliğini sonsuza kadar yaşatma azim ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir. Dedi  ve  Toplantıya  katılanlarla  birlikte   bir  dakikalık  saygı duruşunda  bulundu

    diyarkıkırkafilesi1diyarkıkırkafilesi2diyarkıkırkafilesi3diyarkıkırkafilesi4diyarkıkırkafilesi5

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne; laik, çağdaş katılımcı ve çoğulcu demokrasiye dayanan hakça bir düzen oluşturmak, Ülkenin güvenliğini ve bütünlüğünü, ulusal birliği ekonomik ve siyasal bağımsızlığı, yurtta ve dünyada barışı koruyup güçlendirmek, Kuvvetler ayrılığına, bağımsız ve tarafsız yargıya dayanan bir hukuk devleti düzenini gerçekleştirmek, Bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlamak, özgür bireyler arasında toplumsal dayanışmayı ve işbirliğini geliştirmek, Her bireyin kendi kişiliğini ve potansiyelini geliştirmesinin önündeki engelleri kaldırmak,Her türlü ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı mücadele etmek ve bu tür işlemlere maruz kalan kişilerle dayanışma halinde olmak, Bireylerin kültürel farklılıklarının zenginlik olduğunu göz önünde tutarak ve koruyarak bir arada yaşayabilecekleri orta mı ve koşulları sağlamak, Yoksulluk ve açlıkla hak temelinde mücadele etmek, tam istihdam hedefine ulaşmak, sürdürülebilir ve dengeli kalkınmayı, insanca ve hakça bölüşmeyi ve toplumsal dayanışmayı sağlamak” amaçlarını gerçekleştirmek için parti kurduk.”dedi.

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ , Partiyi  kurma  kararı  verdiğimizde  Diyarbakırda  Türk  bayrağı  indirilmişti.Biz  bu tarihi  milat  olarak  gördük.Bu  ülkeye lazım  olan  bir  siyasi haraketi  başlattık”

    hakvehuzur44

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Vekili ,Başdanışman Türkiye ve Avrupa Sorumlusu Şerif KAPLAN”Bu  partiyi   Kurmadan  önce  çeşitti  partilerde  görev  yaptım.Yıllarca siyaset yaptım  Yorulmadım  Bu  partiyi  kuranken   yorulduğum kadar.Sağ  ve  sol  düşünceli insanlarımızla  birlikte  siyaset  yapabilmeyi   öğreneceğiz.

    hakvehuzur46

    Huzur Partisi Genel Başkanı Yardımcısı Mehmet HOROZ”Bu  Parti  Türk  siyaset  sahnesine  damgasını  vuracaktır.Bu  Parti  ülkenin kaderini  değiştirecektir.Bu  partinin  her  ferdinin  başarısı  olacaktır.Yolumuz  açık  olsun.”dedi

    hakvehuzur1hakvehuzur2hakvehuzur3hakvehuzur4hakvehuzur5hakvehuzur6hakvehuzur7hakvehuzur8hakvehuzur9hakvehuzur10hakvehuzur11hakvehuzur13hakvehuzur14hakvehuzur15hakvehuzur16hakvehuzur17hakvehuzur18hakvehuzur19hakvehuzur20hakvehuzur21hakvehuzur22hakvehuzur23hakvehuzur24hakvehuzur25hakvehuzur26hakvehuzur27hakvehuzur28hakvehuzur29hakvehuzur30

    hakveadalet1qnkqra4hakveadalet1qnkqra5hakveadalet1qnkqra6hakveadalet1qnkqra8hakveadalet1qnkqra10hakveadalet1qnkqra11hakveadalet1qnkqra12hakveadalet1qnkqra13

     

    hakvehuzur61hakvehuzur62hakvehuzur63hakvehuzur64hakvehuzur67hakvehuzur68hakvehuzur69hakvehuzur51hakvehuzur52hakvehuzur53hakvehuzur54hakvehuzur59hakvehuzur60

     

    hakvehuzur32hakvehuzur33hakvehuzur34hakvehuzur35hakvehuzur36hakvehuzur37hakvehuzur38hakvehuzur39hakvehuzur40hakvehuzur41hakvehuzur42hakvehuzur43hakvehuzur45hakvehuzur47hakvehuzur48hakvehuzur49hakvehuzur50

Toplam 3 bulundu. Şu anda 3. sayfadasınız123