• gursel

    Gürsel YILDIZ ‘dan Ramazan Bayramı Kutlama Mesajı

    Gürsel YILDIZ ‘dan Ramazan Bayramı Kutlama Mesajı

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ  İslam âleminin Ramazan Bayramını kutlayarak birlik ve beraberlik içerisinde sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirilmesini diledi.

    Gürsel YILDIZ  İslam âleminin Ramazan Bayramını kutlayarak birlik ve beraberlik içerisinde sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirilmesini diledi.

    İslam Âleminin Ramazan Bayramı’na kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Gürsel YILDIZ  “Manevi huzurla idrak ettiğimiz, bir bütünün parçası olduğumuzu anlamamıza vesile olan, 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayını, elimizdeki maddi zenginliği, dilimizdeki güzel söz ve dileği, gönlümüzdeki sevgiyi herkesle paylaşarak yaşayıp, Ramazan Bayramına ulaşmış bulunmaktayız. Sevinmek kadar sevindirmenin de büyük önem taşıdığı bu özel günlerde, nefsimizin ve bencilliğimizin bizi yönlendirmesine fırsat vermeden kırgınlıkları, dargınlıkları zihnimizden ve davranışlarımızdan söküp atmalıyız”

    “Büyük Türk Milletinin en güzel hasletlerinden olan, yardım etmek, kim olursa olsun hiçbir ayrım gözetmeksizin güçsüzün, muhtacın yanında olmak anlayışıyla, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın da gereği olarak yoksul, kimsesiz, hasta ve yaşlıları ziyaret ederek, bitap düşmüş yürekleri onarmalı, yetimlerin, gariplerin, kimsesizlerin tebessümüyle, bayram sevincimize onları da ortak etmeliyiz” dedi.

    hakvehuzurlogo

    gursel

    Gürsel YILDIZ  son 2 yılda Türkiye’nin çok zor badireler atlattığını vurgulayarak, “Ramazan Bayramının birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin kenetlenmesine vesile olmasını diliyorum” dedi.

    “ Unutmamalıyız ki; bu güzel bayramı, bugün ülkemizde huzur içerisinde yaşayabilmemizi, mukaddes değerleri uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz. Bu vesileyle, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi şükran ve minnetle yâd ediyorum. En değerli varlıklarını bu vatan için feda eden şehitlerimizin aileleri, hepimize emanet ve başımızın tacıdır. Bu duygu ve düşüncelerle; Aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramını en kalbi duygularımla kutluyor, bayramın tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini temenni ediyorum” dedi.

  • hak5

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Şanlıurfa’da

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ  Şanlıurfa’da

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ  ,Genel  Başkan Yardımcısı  Süleyman GÜNEŞ  ,Genel  Başkan Yardımcısı  Abdulkadir YILDIRIM  , Genel  Başkan Yardımcısı  Hüseyin KAHRAMAN, Genel  Başkan Yardımcısı  Mehmet HOROZ  ile  birlikte  Şanlıurfa’da  istişare  Toplantısı yaptı.

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ  “Ülkenin Çok Büyük Sosyal Ve Ekonomik Sıkıntılar İçinde Olduğunu, Türkiye’nin Gündeminin Çok Sık Değiştiğini, Derinleştiği Ve Her Değişmede Sosyal Ve Ekonomik Meselelerin De Yoğunlaştığını, Bu Sebeple Türkiye’nin 21. Yüzyılı Lider Ülke Olarak Kucaklama Fırsatını Kaçırdığını İleri Sürdü. çiftçi, esnaf, emekli, memur ve işçilerin sorunlarını tespit  ettik.Kimsenin cebinde para yok.. Millette para yok. Ülke genelinde esnaf, ekonomik sıkıntı yaşıyor

    İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

    Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

    Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

    Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır.

    hak1 hak2 hak3 hak4 hak5 hak6 hak7

    Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

    Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

    Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

    Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

    Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

    Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

    Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

    Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

    Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

    Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

    İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.

    Yeni Siyaset

    Siyasi partiler, demokrasilerin gelişimiyle ortaya çıkmışlar ve siyasetin vazgeçilmez temel kurucu unsurlarından biri olarak kabul edilmişlerdir. Demokrasilerin en temel kurumu olan seçimler, ancak siyasi partilerce organize edilebilmekte, siyasal eşitlik ve katılımcılık ilkeleri de ancak siyasi partiler vasıtasıyla hayata geçirilebilmektedir.

    Günümüz siyasetinin temel parametreleri büyük ölçüde değişmeye ve siyasi partiler arasındaki temel ayrım noktaları başkalaşmaya başlamıştır. Bunun en önemli göstergesi ise, bugüne kadar sağ ve sol biçiminde ayrılan siyasi kimlikler ile muhafazakâr ya da devrimci dönüşümü destekleyen siyasi partilerde, temel ayrım noktalarının ortadan kalkmaya yüz tutmasıdır. Açıkçası siyasette aynı tarafta bulunan siyasi partilerde önemli konularda ve hedeflerde büyük farklılaşmalar ortaya çıkmış; farklı taraflarda yer alan partilerin temel yaklaşımlarında ve politikalarında ise çok önemli benzeşmeler görülmeye başlanmıştır.

    Geçmişte sağ ya da sol siyasi hareket olarak farklı kamplarda birbirine şiddetli biçimde muhalefet eden siyasi güçler, bugün aynı idealler etrafında bütünleşerek birlikte siyasi mücadele yürütebilmektedirler.

    Geleceğin Türkiye’sinde siyasetteki temel farklılaşma, soyut sloganlar etrafında geleneksel tarzda siyaset yapan siyasi partiler ile akılcı, halktan yana, yenilikçi politikalar ekseninde, üstlenilen toplumsal sorumluluğun gereklerine uygun, ilkeler bazında siyaset yapan yeni siyasi hareketler arasında şekillenecektir.

    Geleneksel siyasetteki tıkanma, küresel gelişmeleri kavrayarak ulusal çıkarların gereklerine uygun yeni bir siyaset tarzının ortaya konulmasını gerekli kılmıştır. Bu nedenle Partimiz, ilkeleri ve hedefleri bu programda belirlenen yeni siyaset tarzını benimseyen demokratik bir merkez partisidir.

    Yeni Siyasetin Hedefi: Birlikte Dirlik ve Dirilik

    Başta siyaset olmak üzere kamusal nitelikli görev üstlenmek, toplumsal sorumluluğa talip olmak demektir. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmesi, siyasi partilerin ve mensuplarının en temel görevidir. Halkın refah ve mutluluğunun artırılması, geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşası yeni siyaset ilkeleri doğrultusunda bir değişimi gerekli kılmaktadır. Bu değişim tüm toplumsal dinamikleri harekete geçirmeyi hedeflemek zorundadır.

    Oy artışı sağlamak, iktidara gelmek veya iktidarda kalmak için mücadele eden siyasi partilerin ülkemizde gelenekselleşen yöntemleri, toplumsal sorumluluğun gerekleriyle bağdaşmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu eski siyaset tarzı, parti ve mensuplarının çıkarları doğrultusunda gelişmiştir. İtaate dayalı bir siyasi kurumsallaşma; kutuplaştırmaya, laf üretmeye dayalı oy avcılığı; uzun dönem gelişme dinamiklerini dikkate almayan kendi yönetim dönemini kaynak israfıyla süslemeye çalışan icraatlar; parti işlevlerinin toplumsal çıkarları sağlayamadığı bir yapılanma; nüfuz ve rant dağıtımına yönelmiş bir parti içi heyecan, içinde bulunduğumuz durumun özetidir.

    Rekabet küreselleşmiştir. Diğer ülkelerdeki gelişmelerin boyutlarıyla karşılaştırmadan yapılan başarı değerlendirmeleri anlamını yitirmiştir. En hızlı koşanlar arasında olmayan ülkelerin geleceği aydınlık değildir. İyi olmak için değil, en iyi olmak için; başarılı olmak için değil, en başarılı olmak için çaba harcamak zorundayız. Bunu ancak kimseyi ötekileştirmeden, farklılıklarımızı birbirimizin özgürlük alanı olarak içselleştirerek, birlikte elele gerçekleştirebiliriz.

    İnsanlar ve kurumlar, güçlü ve mutlu veya güçsüz ve mutsuz olmanın iki önemli temelidir.

    En büyük potansiyelimiz kendi insanımızdır. Atatürk’ün ifadesi ile “Milleti kurtaracak olan yine millettin kendi azim ve kararlılığıdır”. Kavgaya değil dayanışmaya, yandaş olmaya değil başarı ve liyakate prim veren bir toplumsal ve siyasi kültür oluşturarak, tüm yurttaşlarımızı kalkınma yarışının bir unsuru haline getirmek temel hedefimizdir.

    İnsan faaliyetleri kurumsal yapıların etkisi altındadır. Yanlış veya kötü işleyen kurumlar, en büyük potansiyelimiz olan insan enerjisinin israf veya yok edilmesine neden olmaktadır. Kurumlar iyi yapılanmış ve iyi işliyorsa, insan faaliyetlerinde verimliliği arttırır, toplumsal bir sinerjinin oluşmasına katkı sağlar. Bu bakımdan karşılıklı güven ve işbirliğine, demokratik ve yapıcı rekabete dayalı bir kurumsal kültür ve yapılanma temel hedefimizdir.

    Bu bağlamda, yeni siyasetin hedefi birlikte dirlik ve diriliktir.

  • 23-nisan-siirleri

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

    Gürsel YILDIZ’ın 23 Nisan Mesajı

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Genel Başkan Gürsel YILDIZ’ın mesajı şöyle:

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi; umutsuzluğun, yoklukların ve zorlukların hakim olduğu bir dönemde, 23 Nisan 1920’de açılmış ve geleceğimizi aydınlatan günlerin habercisi olmuştur.

    Türk Milleti, yurdun dört bir yanına giren işgalci güçlere karşı, tarihte benzerine az rastlanır bir direniş göstererek Kurtuluş Savaşı mucizesini gerçekleştirmiştir. Bu savaşta halkın temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi; aldığı kararlarla, bütünlüğün korunması ve tam bağımsızlığın kazanılması amacıyla verilen çabalara yön vermiştir.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem ulus egemenliğinin ve demokrasinin yaşam kaynağı, hem de temel kurumudur.  Bu kurum, ulusal egemenlik ilkesinin yaşam bulduğu, vatandaşlarımızın özgür iradeleriyle yönetime katıldıkları, üstün nitelikli bir yönetim biçimi olan Cumhuriyeti ulusumuza armağan eden kurumdur.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 23 Nisan 1920’yi, ulusumuza çocuk bayramı olarak armağan ederek, hem ulusun geleceği olan çocuklara verdiği değeri ve duyduğu güveni, hem de dünya barışına verdiği önemi göstermiştir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünya çocuklarının katılımıyla kutlanan ilk ve tek çocuk bayramıdır. Bu bayram, dünya çocukları arasında barış ve kardeşliğin paylaşılmasına ve dolayısıyla dünya barışına hizmet eden bir bayramdır.

    kurultay9

    23nisanhhp

    Bugün insanlığın ortak hayali savaş, baskı ve şiddetten arındırılmış barış ve huzur dolu bir dünyada yaşamaktır. Bu dünyayı yüreklerindeki sevgi tomurcukları ile yeşertecek olan çocuklarımızın her türlü olumsuzluktan uzak, sevgi ve güven dolu bir ortamda yetiştirilmesi noktasında hepimize düşen sorumluluğun bilinci ile, tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.”

  • heykelci10

    Gürsel YILDIZ ‘Sapanca Gölü Efsanesi’ heykeltıraşı Nuh Açın’ı ziyaret etti

    Gürsel YILDIZ ‘Sapanca Gölü Efsanesi’ heykeltıraşı Nuh Açın’ı  ziyaret  etti

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkanı Gürsel YILDIZ   Sapanca  İlçesinde  İncelemelerde  bulunurken ‘Sapanca Gölü Efsanesi’  heykelini inceledi.Bu  eserin kahramanını  Atölyesinde ziyaret  etti.

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkanı Gürsel YILDIZ  Atölyesinde hayvan, masal kahramanları, insan figürleri, büstler yapan Nuh Açın’ı  ziyaret  etti. Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkanı Gürsel YILDIZ   Atölyede yapılan  çalışmalar  hakkında  bilgi aldı.

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkanı Gürsel YILDIZ   “Sanat bir ülkenin ışığı olmalı,herkes siyasetçiler birbirini sevmeli,kardeş gibi olmalıyız.sanata önem verelmeli. Yeni bir milli kültür politikası oluşturmak üzere gerekli çalışmalar yürütülecek; oluşturulacak politika ve uygulaması için üniversiteler, aydınlar ve ilgili sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerinden yararlanılmasına özen gösterilecektir.Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığından ayrılarak, müstakil bir bakanlık halinde ülkenin kültürel gelişmesi ve bilgi toplumu hedefine ulaşılması için üniversiteler başta olmak üzere, ilgili kuruluşlar ve meslek birlikleriyle işbirliği içinde kapsamlı çalışmalar yürütecektir.Kültür Bakanlığı, tüm bilim dallarında akademisyen ve serbest araştırmacı bilim adamlarının araştırma ve bilimsel projelerini destekleyecektir.Korsan yayınlarla mücadelenin en geçerli yöntemi olarak ve bilgi toplumu hedefine gecikmeden ulaşılması bakımından yayıncıların sorunlarıyla ilgilenilecek; yayınevlerinin KOBİ kapsamına alınarak desteklenmesi, kitap fiyatlarının düşürülmesi ve baskı sayısının arttırılarak okura kaliteli hizmetin verilebilmesi için kitap kâğıdına sübvansiyon uygulaması yapılarak kitap girdilerinde vergi indirimine gidilecektir.Kültür Bakanlığımız, sivil toplum kuruluşları ve meslek birlikleriyle işbirliği içinde yurtdışındaki yurttaşlarımızın kültürel ihtiyaçlarını karşılamak ve milli kültür değerlerinden kopmamaları için çalışmalar yürütecektir.Sanatın her alanı ile, başta gençlerimiz olmak üzere her yaştan insanımızın ilgilenmesi, bir toplumsal kültür haline dönüştürülecek, sanatçılar desteklenecektir.”

    ‘Sapanca Gölü Efsanesi’ heykele dönüştü.

    Sapanca Belediyesi, yaklaşık 700 bin kişilik nüfusun içme suyu ihtiyacını da karşılayan Sapanca Gölü’nün oluşumuyla ilgili efsaneyi heykele dönüştürdü. Heykelde, efsanede anlatılan ak sakallı devriş ve ona su veren sabanla tarlasını süren çiftçi canlandırılıyor.

    Sapanca’da oturan heykeltıraş Nuh Açın tarafından yapılan heykellerden sabanı çeken öküzler betondan, ak sakallı devriş ve köylü figürü ise fibergrastan yapıldı. Heykeltıraş Nuh Açın figürleri yapmadan önce araştırma yaptığını belirterek, “Bu araştırma sonrasında Sapanca Gölü’nün oluşumunu anlatan bu figürler ortaya çıktı. Çalışmayı bir ayda tamamladım” dedi.

    Nuh Açın”Başkan Sn Gürsel YILDIZ ve çalışma arkadaşlarının bu ani ziyaretinden onur duydum..Ülkenin geleceği adına çok güzel şeyler dinledik-istifadede ettik..Herkes bu ülkeye ve insanına katkı sağlamak için çalışıyor.Kimi az kimi çok çalışıyor..Siz ekip halinde elinizi taşın altına koydunuz..Dilerim çabalarınız boşa gitmesin..Başarılar diliyorum. Hepinize başarılar diler selam ve saygılarımı sunarım..”

    gursel13gursel16gursel12comlek5

    O EFSANE

    Sakarya bölgesinde yıllarca anlatılan ve birçok kayıtlarda da yeralan efsane şöyle:

    “Bir zamanlar Sapanca Gölü’nün yerinde verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama , gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış. Bir gün, Adapazarı’nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, bir eren, kasabaya inmiş. Selâm vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse buyur etmemiş. hangi Kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış. Bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler. Derviş akşama kadar yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, uzakta küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelirken, ‘Bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum’ diye düşünmüş. Burası, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının is yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı:

    – Buyurun, hoş geldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi simdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı’ya niyaz ediyordum, demiş.

    Derviş memnun, baş köşeye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı’dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüsünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu göle Sapanca adını vermişler.”

    heykelci33heykelci29heykelci27heykelci25heykelci23heykelci22heykelci16heykelci14heykelci12

  • istambul4

    Gürsel Yıldız Sakarya,Kocaeli,İstanbul’da İstişare Toplantıları yaptı

    Hak ve Huzur  Partisi  Genel Başkanı Gürsel YILDIZ, Genel Başkan Yardımcıları Necla Bakan,Hilmi Yolcu,Hüsamettin Çiçek,Cihan ÖZ,Hüseyin ŞENSES İstişare  Toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi.

    Hak ve Huzur  Partisi Mardin İl Başkanı Nusret UYGUN Topantılara  katıldı.

    YILDIZ” Ayrım yapmadan hep birlikte çalışacağız.Birbirimizle istişareli olacağız.”dedi.

    İstanbul İlinde yapılan çalışmaları yerinde gördü ve Görev almak isteyenlerle bir süre görüştü

    İnsan Merkezli Siyaset

    İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

    Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

    istambul1 istambul2 istambul3 istambul4

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ İstanbul’da yapılan istişare toplantısı sırasında Yeni göreve başlayan Necla Bakan,Hilmi Yolcu,Hüsamettin Çiçek,Cihan ÖZ,Hüseyin ŞENSES’in Genel Başkan Yardımcılıklarına başlamaları nedeniyle Mazbatalarını teslim etti

    belge1

    Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin ŞENSES

    belge2

    Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çiçek

    belge3

    Genel Başkan Yardımcısı Cihan ÖZ

    belge4

    Genel Başkan Yardımcısı Hilmi Yolcu

    belge5

    Genel Başkan Yardımcısı Necla Bakan

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ”Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

    Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. 

    Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

    Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

    Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

    Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

    Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

    Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

    Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

    Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

    Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

    Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

    İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.

    Yeni Siyaset

    Siyasi partiler, demokrasilerin gelişimiyle ortaya çıkmışlar ve siyasetin vazgeçilmez temel kurucu unsurlarından biri olarak kabul edilmişlerdir. Demokrasilerin en temel kurumu olan seçimler, ancak siyasi partilerce organize edilebilmekte, siyasal eşitlik ve katılımcılık ilkeleri de ancak siyasi partiler vasıtasıyla hayata geçirilebilmektedir.

    Günümüz siyasetinin temel parametreleri büyük ölçüde değişmeye ve siyasi partiler arasındaki temel ayrım noktaları başkalaşmaya başlamıştır. Bunun en önemli göstergesi ise, bugüne kadar sağ ve sol biçiminde ayrılan siyasi kimlikler ile muhafazakâr ya da devrimci dönüşümü destekleyen siyasi partilerde, temel ayrım noktalarının ortadan kalkmaya yüz tutmasıdır. Açıkçası siyasette aynı tarafta bulunan siyasi partilerde önemli konularda ve hedeflerde büyük farklılaşmalar ortaya çıkmış; farklı taraflarda yer alan partilerin temel yaklaşımlarında ve politikalarında ise çok önemli benzeşmeler görülmeye başlanmıştır.

    Geçmişte sağ ya da sol siyasi hareket olarak farklı kamplarda birbirine şiddetli biçimde muhalefet eden siyasi güçler, bugün aynı idealler etrafında bütünleşerek birlikte siyasi mücadele yürütebilmektedirler.

    Geleceğin Türkiye’sinde siyasetteki temel farklılaşma, soyut sloganlar etrafında geleneksel tarzda siyaset yapan siyasi partiler ile akılcı, halktan yana, yenilikçi politikalar ekseninde, üstlenilen toplumsal sorumluluğun gereklerine uygun, ilkeler bazında siyaset yapan yeni siyasi hareketler arasında şekillenecektir.

    Geleneksel siyasetteki tıkanma, küresel gelişmeleri kavrayarak ulusal çıkarların gereklerine uygun yeni bir siyaset tarzının ortaya konulmasını gerekli kılmıştır. Bu nedenle Partimiz, ilkeleri ve hedefleri bu programda belirlenen yeni siyaset tarzını benimseyen demokratik bir merkez partisidir.

    Yeni Siyasetin Hedefi: Birlikte Dirlik ve Dirilik

    Başta siyaset olmak üzere kamusal nitelikli görev üstlenmek, toplumsal sorumluluğa talip olmak demektir. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmesi, siyasi partilerin ve mensuplarının en temel görevidir. Halkın refah ve mutluluğunun artırılması, geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşası yeni siyaset ilkeleri doğrultusunda bir değişimi gerekli kılmaktadır. Bu değişim tüm toplumsal dinamikleri harekete geçirmeyi hedeflemek zorundadır.

    Oy artışı sağlamak, iktidara gelmek veya iktidarda kalmak için mücadele eden siyasi partilerin ülkemizde gelenekselleşen yöntemleri, toplumsal sorumluluğun gerekleriyle bağdaşmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu eski siyaset tarzı, parti ve mensuplarının çıkarları doğrultusunda gelişmiştir. İtaate dayalı bir siyasi kurumsallaşma; kutuplaştırmaya, laf üretmeye dayalı oy avcılığı; uzun dönem gelişme dinamiklerini dikkate almayan kendi yönetim dönemini kaynak israfıyla süslemeye çalışan icraatlar; parti işlevlerinin toplumsal çıkarları sağlayamadığı bir yapılanma; nüfuz ve rant dağıtımına yönelmiş bir parti içi heyecan, içinde bulunduğumuz durumun özetidir.

    Rekabet küreselleşmiştir. Diğer ülkelerdeki gelişmelerin boyutlarıyla karşılaştırmadan yapılan başarı değerlendirmeleri anlamını yitirmiştir. En hızlı koşanlar arasında olmayan ülkelerin geleceği aydınlık değildir. İyi olmak için değil, en iyi olmak için; başarılı olmak için değil, en başarılı olmak için çaba harcamak zorundayız. Bunu ancak kimseyi ötekileştirmeden, farklılıklarımızı birbirimizin özgürlük alanı olarak içselleştirerek, birlikte elele gerçekleştirebiliriz.

    İnsanlar ve kurumlar, güçlü ve mutlu veya güçsüz ve mutsuz olmanın iki önemli temelidir.

    En büyük potansiyelimiz kendi insanımızdır. Atatürk’ün ifadesi ile “Milleti kurtaracak olan yine millettin kendi azim ve kararlılığıdır”. Kavgaya değil dayanışmaya, yandaş olmaya değil başarı ve liyakate prim veren bir toplumsal ve siyasi kültür oluşturarak, tüm yurttaşlarımızı kalkınma yarışının bir unsuru haline getirmek temel hedefimizdir.

    İnsan faaliyetleri kurumsal yapıların etkisi altındadır. Yanlış veya kötü işleyen kurumlar, en büyük potansiyelimiz olan insan enerjisinin israf veya yok edilmesine neden olmaktadır. Kurumlar iyi yapılanmış ve iyi işliyorsa, insan faaliyetlerinde verimliliği arttırır, toplumsal bir sinerjinin oluşmasına katkı sağlar. Bu bakımdan karşılıklı güven ve işbirliğine, demokratik ve yapıcı rekabete dayalı bir kurumsal kültür ve yapılanma temel hedefimizdir.

    Bu bağlamda, yeni siyasetin hedefi birlikte dirlik ve diriliktir.

    comlek1 comlek2 comlek3 comlek4 comlek5 comlek6 comlek7 comlek8 comlek9 comlek10 comlek11 comlek12 comlek13 comlek14 comlek15 comlek17 comlek18 comlek19 comlek20 comlek21 comlek22 comlek23 comlek24 comlek29 comlek30 comlek32 comlek33 gursel1 gursel2 gursel3 gursel4 gursel5 gursel6 gursel7 gursel8 gursel9 gursel10 gursel11 gursel12 gursel13 gursel14 gursel15 gursel16 gursel17 gursel18 gursel19 heykel34 heykelci1 heykelci2 heykelci3 heykelci4 heykelci5 heykelci6

     

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Kocaeli Maşukiye’de Heykeltraş Nuh Açın’ın Atölyesini ziyaret etti.

    heykelci7 heykelci8 heykelci9 heykelci10 heykelci11 heykelci12 heykelci13 heykelci14 heykelci15 heykelci16 heykelci18 heykelci19 heykelci20 heykelci21 heykelci22 heykelci23 heykelci24 heykelci25 heykelci27 heykelci28 heykelci29 heykelci33

    sapanca1 sapanca2 sapanca3 sapanca4 sapanca5 sapanca6 sapanca7 sapanca8 sapanca9 sapanca10 sapanca11 sapanca12 sapanca13 sapanca14 sapanca15 sapanca16 sapanca17

  • nusret2

    Nusret Uygur”Halkımızı Devletimizi Milletimizi Seviyoruz”

    Hak ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur

     Paylaşmaya Geliyoruz Dedik

     Paylaşmayı Seviyoruz Dedik

     Sözüm Söz Dedim ve Ailelerimizle Paylaştık

    İhtiyaç Sahiplerine Elimizi Uzattık

    Allah İçin Hak Ve Huzur Partisi Daima

     Halkın İçinde Olmaya Sn Genel Başkanımız

    Gürsel Yıldız Önderliğinde Devam Edeceğiz

    Elimizden 5 Ailemize Yardım Etmek Geldi

    HUZUR1

    Gönül İsterdi ki Daha da Edelim

     İnşaallah O Günler de Çok Yakın

    Halkımızı Devletimizi Milletimizi Seviyoruz

    Hak ve Huzur Partisi Haklı ve Huzurlu Bir

    Gelecek İçin Hak ve Huzuru Seçin Seçin Ki

    Sizinde Bir Çözümünüz Olsun

    Herkesime Kucak Açmaya Paylaşmaya Geliyoruz

    Sosyal Devlet

    Milli gelirin adaletli dağıtımı esastır. Gelir dağılımında adaleti gerçekleştirmek amacıyla, ekonomik olarak güçsüz olan yurttaşlarımızın piyasada rekabet edebilmelerini sağlayacak kurumlar oluşturulacaktır. Tüm yurttaşlarımızın ulusal kalkınma yarışına katkıları sağlanacaktır.

     “Sosyal Devlet” anlayışı, milli birlik ve beraberlik ile toplumsal barış ve huzurun tesisi, zayıf ve güçsüzlerin korunması, çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız, engellilerimiz ve işsizlerimizin insanca yaşama haklarının gözetilmesi açısından son derece önemli ve özen gösterilmesi gereken bir kavramdır.

    Partimiz, bir yandan ekonomik büyüme ve kalkınmayı hedeflerken, öbür yandan büyük çoğunluğun şimdiki durumda yaşamakta olduğu yoksulluktan kurtarılarak gelir dağılımında adaletin sağlanmasını, orta sınıfın güçlendirilmesini; işsizler, kimsesizler, güçsüzler, yetimler, engelliler, bakıma muhtaç kimseler ile kadın, çocuk ve yaşlıların insanca yaşayabilme imkânlarına kavuşturulmasını zorunlu görmektedir.

     

    NUSRET11

    İnsan Merkezli Siyaset

    İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

    Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.

    hh_logo

    Tıkanan sadece ülkenin sağlıklı yönetimine imkân vermeyen siyasal sistem ve onunla bağlantılı yürütme çarkı değildir. Toplumumuz, özgüven duygusunu kaybetmeye başlamış; yılgınlık, genç kuşakların içine sürüklendiği ümitsizlik, gelir dağılımı başta olmak üzere hayatın her alanında kendini gösteren haksızlık, adaletsizlik, işsizlik, giderek yaygınlaşan yolsuzluk ve yoksulluk hep çoğalmış, hep artmış, hep büyümüştür.

    Hâlbuki Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki tüm devletler insanlık tarihi boyunca her zaman iddialı olmuşlar ve dünyadaki gelişmelerde belirleyici rol oynamışlardır. Günümüzde de bu coğrafyanın mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için ekonomik ve siyasal açıdan güçlü, aynı zamanda huzurlu bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. 

    Türkiye’nin bugün için istenen güç, huzur ve refah düzeyinde olmamasının en önemli nedeni; başarı, etkinlik ve verimliliğin öncelendiği bir toplumsal kültür oluşturamamış olması ve başta insan kaynağı olmak üzere sahip olduğu potansiyelini etkili bir şekilde kullanacak kurumsal bir yapıyı hayata geçirememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle Türkiye, sahip olduğu enerjisini sinerjiye dönüştürecek bir siyasal, ekonomik, hukuksal, kültürel ve bilimsel atmosferi kurumsallaştıracağı yerde, başta siyasetçiler olmak üzere toplumun etkili kesimleri sahip olduğu enerjinin önemli bir bölümünü anlamsız tartışmalara ve kutuplaşmalara harcamakta ve zamanın hızlı akışı içinde dünyadaki gelişmeler karşısında hızla etkisizleşmektedir. Sorunun temeli yönetim sorunudur.

    Erkler arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesi işlemez hale gelmiştir. Demokrasinin etkili işlemesi için üç erkin – Yasama, Yürütme ve Yargının – tekrar bir sistem bütünlüğü içerisinde düzenlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada amaç, sistemin işlemesini sağlamaktır. Yasama şimdiki durumda denetim ve hukuk yapıcılığı yerine yürütmenin işleriyle uğraşmakta, Yürütme yasa yapmakta, Yargı ise yürütmenin vesayetinde bağımsızlığını yitirerek hızla işlevini kaybetmektedir.

    Siyasi Partiler demokrasinin bir ürünüdür. Ancak, ülkemizde Siyasi Partilerin kendi yönetim ve karar süreçleri demokratik değildir. Demokratik karar süreçlerine ihtiyaç duymaksızın parti liderinin her söylediği parti ve hükümet görüşü haline dönüşmekte, milletvekilleri ve kabine üyeleri bu irade tarafından belirlenmektedir. Milletvekilleri halkın vekilleri olmak yerine liderin vekilleri olmakta, liyakat kültürü yerine itaat kültürü oluşmaktadır.

    Milletvekili dokunulmazlıkları yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemektedir. Kamu kaynakları şeffaf olarak harcanmamakta, kamu gücü ise siyasal amaçlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle demokrasi, güç ve nüfuz elde etmenin, rant paylaşımının bir aracı haline dönüşmektedir.

    Özgürlük ve kardeşlik temelinde sosyal boyutun önemli ağırlığa sahip olduğu, adaletin ve barışın öncellendiği, tüm toplumsal kesimlerin duyarlılıklarının dikkate alındığı ve temelde herkesin ve her kesimin kalkınma ve büyüme sürecinde katkısının sağlandığı, kamu ve ülke kaynaklarının etkin kullanıldığı, ulusal gelirin hakça paylaşıldığı yeni ve gerçekçi siyasal bir projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

    Bu yeni yaklaşım; başta siyaset kurumu olmak üzere, hukuk, ekonomi, sosyal politikalar, dış politika ve insanımızı ilgilendiren her alanda, her katkıyı önemseyecek ve herkesi kucaklayacaktır. Böylece kutuplaşma, kavga ve çekişme son bulacak, adalet hayatın her alanında en etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, devlet millet bütünleşmesi yeniden sağlanacak ve sistemin çözüm üretme yeteneği geliştirilecektir.

    Türkiye’nin öncelikle ve hızla kısır çekişme ve kavga ortamından kurtulması gerekmektedir. Acil ihtiyaç tüm toplum kesimlerini kucaklayan ve “Sen de olmazsan her şey eksik olur” diyen yeni bir siyasi anlayışın ve toplumsal uzlaşma kültürünün hayata geçirilmesidir.

    Partimiz ülkemizi kutuplaşmaya, insanımızı birbirine karşı ötekileştirmeye ve nefreti karşılıklı körüklemeye dayalı bir siyaset tarzına karşı; yurttaşlarımız arasında dayanışmayı ve işinde başarılı olmayı özendirecek bir toplumsal kültür oluşturmayı amaçlayan yeni siyaset tarzını benimseyecektir.

    Hukuk düzenini ihlal edenlerin değil, hukuk düzenine uyanların kazandığı bir Türkiye kurmak için gerekli tüm çalışmalar yapılacaktır.

    Politika üretiminde bilgi birikimini ve emeğini ortaya koyan her yurttaşımız Partimizin kadrosundadır. Küreselleşen ekonomik, siyasi, diplomatik ilişkilerin rekabette başarının en iyi olmayı gerektirdiği günümüz dünyasında, ulusal çıkarlarımızı sağlayacak, refah ve mutluluğumuzu artıracak katkıyı sağlayacak her yurttaşımızın ürettiği bilgi ve proje programımızın bir parçası olacaktır. Yurttaşlarımızın ve bilim adamlarımızın geliştirdiği bilgi ve projelerin izlenmesi ve hayata geçirilebilmesi için ayrı bir birim oluşturulacaktır.

    İçinde bulunduğumuz durum yüzyıllar boyunca tarihe yön vermiş bir milletin kaderi olamaz ve kabul edilemez. Zaman, yeni bir program ve yeni bir anlayışı birlikte hayata geçirme zamanıdır. Zaman Türkiye’nin aydınlık geleceğinin oluşturulmasında “Evet biz de varız!” diyenlerin görev üstlenme zamanıdır.

    Yeni Siyaset

    Siyasi partiler, demokrasilerin gelişimiyle ortaya çıkmışlar ve siyasetin vazgeçilmez temel kurucu unsurlarından biri olarak kabul edilmişlerdir. Demokrasilerin en temel kurumu olan seçimler, ancak siyasi partilerce organize edilebilmekte, siyasal eşitlik ve katılımcılık ilkeleri de ancak siyasi partiler vasıtasıyla hayata geçirilebilmektedir.

    Günümüz siyasetinin temel parametreleri büyük ölçüde değişmeye ve siyasi partiler arasındaki temel ayrım noktaları başkalaşmaya başlamıştır. Bunun en önemli göstergesi ise, bugüne kadar sağ ve sol biçiminde ayrılan siyasi kimlikler ile muhafazakâr ya da devrimci dönüşümü destekleyen siyasi partilerde, temel ayrım noktalarının ortadan kalkmaya yüz tutmasıdır. Açıkçası siyasette aynı tarafta bulunan siyasi partilerde önemli konularda ve hedeflerde büyük farklılaşmalar ortaya çıkmış; farklı taraflarda yer alan partilerin temel yaklaşımlarında ve politikalarında ise çok önemli benzeşmeler görülmeye başlanmıştır.

    Geçmişte sağ ya da sol siyasi hareket olarak farklı kamplarda birbirine şiddetli biçimde muhalefet eden siyasi güçler, bugün aynı idealler etrafında bütünleşerek birlikte siyasi mücadele yürütebilmektedirler.

    Geleceğin Türkiye’sinde siyasetteki temel farklılaşma, soyut sloganlar etrafında geleneksel tarzda siyaset yapan siyasi partiler ile akılcı, halktan yana, yenilikçi politikalar ekseninde, üstlenilen toplumsal sorumluluğun gereklerine uygun, ilkeler bazında siyaset yapan yeni siyasi hareketler arasında şekillenecektir.

    Geleneksel siyasetteki tıkanma, küresel gelişmeleri kavrayarak ulusal çıkarların gereklerine uygun yeni bir siyaset tarzının ortaya konulmasını gerekli kılmıştır. Bu nedenle Partimiz, ilkeleri ve hedefleri bu programda belirlenen yeni siyaset tarzını benimseyen demokratik bir merkez partisidir.

    Yeni Siyasetin Hedefi: Birlikte Dirlik ve Dirilik

    Başta siyaset olmak üzere kamusal nitelikli görev üstlenmek, toplumsal sorumluluğa talip olmak demektir. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmesi, siyasi partilerin ve mensuplarının en temel görevidir. Halkın refah ve mutluluğunun artırılması, geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşası yeni siyaset ilkeleri doğrultusunda bir değişimi gerekli kılmaktadır. Bu değişim tüm toplumsal dinamikleri harekete geçirmeyi hedeflemek zorundadır.

    Oy artışı sağlamak, iktidara gelmek veya iktidarda kalmak için mücadele eden siyasi partilerin ülkemizde gelenekselleşen yöntemleri, toplumsal sorumluluğun gerekleriyle bağdaşmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu eski siyaset tarzı, parti ve mensuplarının çıkarları doğrultusunda gelişmiştir. İtaate dayalı bir siyasi kurumsallaşma; kutuplaştırmaya, laf üretmeye dayalı oy avcılığı; uzun dönem gelişme dinamiklerini dikkate almayan kendi yönetim dönemini kaynak israfıyla süslemeye çalışan icraatlar; parti işlevlerinin toplumsal çıkarları sağlayamadığı bir yapılanma; nüfuz ve rant dağıtımına yönelmiş bir parti içi heyecan, içinde bulunduğumuz durumun özetidir.

    Rekabet küreselleşmiştir. Diğer ülkelerdeki gelişmelerin boyutlarıyla karşılaştırmadan yapılan başarı değerlendirmeleri anlamını yitirmiştir. En hızlı koşanlar arasında olmayan ülkelerin geleceği aydınlık değildir. İyi olmak için değil, en iyi olmak için; başarılı olmak için değil, en başarılı olmak için çaba harcamak zorundayız. Bunu ancak kimseyi ötekileştirmeden, farklılıklarımızı birbirimizin özgürlük alanı olarak içselleştirerek, birlikte elele gerçekleştirebiliriz.

    İnsanlar ve kurumlar, güçlü ve mutlu veya güçsüz ve mutsuz olmanın iki önemli temelidir.

    En büyük potansiyelimiz kendi insanımızdır. Atatürk’ün ifadesi ile “Milleti kurtaracak olan yine millettin kendi azim ve kararlılığıdır”. Kavgaya değil dayanışmaya, yandaş olmaya değil başarı ve liyakate prim veren bir toplumsal ve siyasi kültür oluşturarak, tüm yurttaşlarımızı kalkınma yarışının bir unsuru haline getirmek temel hedefimizdir.

    İnsan faaliyetleri kurumsal yapıların etkisi altındadır. Yanlış veya kötü işleyen kurumlar, en büyük potansiyelimiz olan insan enerjisinin israf veya yok edilmesine neden olmaktadır. Kurumlar iyi yapılanmış ve iyi işliyorsa, insan faaliyetlerinde verimliliği arttırır, toplumsal bir sinerjinin oluşmasına katkı sağlar. Bu bakımdan karşılıklı güven ve işbirliğine, demokratik ve yapıcı rekabete dayalı bir kurumsal kültür ve yapılanma temel hedefimizdir.

    Bu bağlamda, yeni siyasetin hedefi birlikte dirlik ve diriliktir.

     

  • va7

    Şehide Son Görev Başsağlığı ve Taziye

    HHP  Yöneticileri Şehit Piyade Er Hüseyin Koroç’ın  Taziyesinde

    Hatay’da vatani görevini yaparken şehit olan Piyade Er Hüseyin Koroç, Eyüp Peygamber Camiinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

    Cenaze namazına şehidin yakınlarıyla birlikte; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Ak parti Şanlıurfa İl Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Cumhuriyet Başsavcısı Uğurhan Kuş, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Kemal Timuroğlu, Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcıları  Mehmet HOROZ,Hilmi YOLCU, Hak ve Huzur Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Nayıf ÇELEBİ, Şanlıurfa Milletvekiller,kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

    Binlerce kişinin katıldığı ve İl Müftüsü İhsan Açık tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından tekbirlerle cenaze aracına taşınan şehidin naaşı, defnedileceği Yeni Mezarlıktaki şehitliğe getirildi. Burada bir konuşma yapan Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna; şehit ailesinin dik duruşunun kendilerini gururlandırdığını belirtti.

    Şehit Piyade Er Hüseyin Koroç için Şehitlikte düzenlenen törende saygı atışı yapıldıktan sonra şehidin cenazesi defnedildi.

    va1 va3 va4 va5 va6 va7 va9 va10

    sanlıurfa1

    sanlıurfa5

    sanlıurfa2

    sanlıurfa4

    sanlıurfa3   sanlıurfa6 sanlıurfa7

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkan Yardımcıları  Mehmet HOROZ,Hilmi YOLCU, Hak ve Huzur Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Nayıf ÇELEBİ Taziye Çadırında  şehit Piyade Er Hüseyin Koroç’un  Ailesi ve yakınlarına  başsağlığı  dilediler.

  • NUSRETUYGUN2

    “Gençlerimizin Önü Açılsın”

    “Gençlerimizin Önü Açılsın”

    Hak ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur  ve  Genel Başkan Yardımcısı  Remzi Yıldız İle Birlikte Güzel Bir Bahar Havasında Halkımızla Birlikte Olduk

    Hak ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur  “Halkın  İsteklerini Sıkıntılarını Dertlerini Dinledik

    Bizde Birlik Beraberlik Ve Kardeşçe Barış İçinde Ayrım Yapmadan Hep Beraber Genel Başkan Sn Gürsel Yıldız Önderliğinde

    Hak Ve Huzur Partisi Olarak Çözeceğiz

    Doğuda Batıda

    Biziz Dedik Ve Ayrıldık Teşekkür Ederim

    Sn Büyüklerimize ve Halkımıza Sıcak Ortamda Güzel Sohbetti Halk Diyor ki Huzur Olsun Diyorlar

    Yatırım Yapılsın Gençlerimizin Önü Açılsın Alt Ve Üst Yapı Şehirlerimiz Güzelleşsin Biz Kardeşiz Dediler

    Hak Ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur Paylaşmaya Geliyoruz Paylaşmayı Seviyoruz “

    NUSRETUYGUN1 NUSRETUYGUN2 NUSRETUYGUN3 NUSRETUYGUN22

  • HASTAHENE4

    Bozova Devlet Hastahanesine Siyasetçi gidince

    Bozova  Devlet  Hastahanesine   Siyasetçi  gidince

    Bozova Sağlık Merkezi ve Bozova Merkez Sağlık Ocağının birleşmesiyle 01.08.2007 tarihinden itibaren “Entegre İlçe Hastanesi” olarak faaliyet vermeye başlamıştır.

        24.10.2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Bozova  hastanesi , E1 grubu hastaneler (İlçe Devlet Hastanesi) statüsüne alınmıştır.

    Kurulduğu  günden beri Dr. Mehmet GÖKKAN,Dr. Ali Ulaş ÖNERAL,Uzm.Dr. M.Fatih AKSOY,Dr. Ahmet KARA (Vekaleten),Dt. Gülcan EKİNCİ (Vekaleten),Uzm.Dr. Mustafa TUZCU,Uzm.Dr. M. Fatih AKSOY Başhekim olarak  görev  yaptı.

        İnşaat Oturma Alanı 12.900 m2, Kapalı İnşaat Alanı 2500 m2 olan hastane 2011 yılında poliklinik binası ve 2013’te yeni acil servis binası ile hizmet sunmaktadır. 18 yatak kapasitesi ile sürekli gelişerek ve ilçe insanının sağlığına katkı sunmaya devam etmesi  beklenirken  işlerin  hiçte  yazıldığı  çizildiği  gibi olmadığını   gördük

    Önce Hastahanenin  misyonu okuyalım  “Bilimsel, vicdanı ve etik ilkelerden ödün vermeden, hasta hak ve mahremiyetine saygılı, hastalarına hekim seçme hakkı tanıyan, çalışanların, hasta ve yakınlarının memnuniyetini önemseyen, tedavi sürecinde alınan kararlar hakkında hastayı/yakınını bilgilendirerek hasta ve çalışan güvenliğine özen gösteren, sağlık alanındaki gelişmeleri takip eden bir hastane olmaktır.”

    Sonra  Hastahanenin  vizyonunu  okuyalım  “Hizmette sürekli kaliteyi esas alan, personelinin çalışanı olmaktan gurur duyduğu, hastaların güvenerek tercih edeceği, itibarı yüksek kurumsallaşmış bir sağlık kuruluşu olmaktır”

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Hilmi YOLCU  Bozova  Devlet  Hastahanesi  Diş Polikliniği  Bu  gün  11.30  da  muayene   sırasına  gitti. Saat   15.30  te   sıra geldi.Ama  nasıl   sıra  geldi. Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Hilmi YOLCU   Siyasi  Kimliksiz   normal  vatandaş olarak  muayene  olmak için  sırasını  bekler.

    HASTAHANE1 HASTAHANE2 HASTAHANE3 HASTAHENE4

    Bekler,

    Bekler.

    Sıra    gelmez.

    Saat  14.oo  te   Doktor’a   bizim  sıramız  11.30  daydı.

    Bizi  muayeneye  niye  almıyorsunuz   der. Siz  yalan  konuşuyordunuz   saat  11.30   da   gelmediniz. Saat  11.30  da   Diş Polikliniği   kapısındaydım. 3  saattir  diş  ağrısı  ile  kıvranıyorum  der.Doktor  Kapıyı  kapatır.

    Uzm_Dr. Mehmet Fatih AKSOY

    Başhekim Uzm.Dr. M. Fatih AKSOY

    Hastayı  çağırmaz. Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Hilmi YOLCU   Başhekim Uzm.Dr. M. Fatih AKSOY’a   durumu  anlatır.Bunun  üzerine   Başhekimin  talimatı  üzerine   başka   bir  Diş  Hekimi muayenesi ile   Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Hilmi YOLCU    işini  yoluna  soktu. Bu  olay   bize  şunu   gösteriyor. Güneydoğu’da  Doktorlar   Hastalarına  Karşı  biraz  daha   nazik  olmalı.Halkın   Doktorlara  ve  sağlık  çalışanlarına   iyi  davransın  diyorsunuzda  hep  tek  taraflı   iyilik olmaz.

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı  Hilmi YOLCU” Hastahanede  Doktorun yaptığı yanlışı   başarılı yönetici Başhekim Uzm.Dr. M. Fatih AKSOY’a  teşekkür  ederim”dedi

  • NUSRET11

    Nusret Uygur “Kimsesizlerin Kimsesi Olmak Güzeldir “

    Hak Ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur “Kızıltepe Ağız Ve Sağlık Dış Hastanemizi Ziyaret Ettik Ayak Üstü Sohbet Ettik

     Çok Yoğunluk Vardı Sıkıntılarını Dinledik

     Baş Hekimimizle Buluşup Dertleştik

    Durumlarını Sorduk

     Teşekkürlerini İlletti Bizlere Ziyaretimize

     Çok Memnun Olduklarını

    Daha Çok Gelmemizi İlettiler

    Başkanım Dedi

    İşte Sizin

    Gibi Her Yeri Ziyaret Etmek Lazım

     Siz Farklısınız Dedi

     Bende Layık Olup Teşekkürümü İlettim Personellede Görüştüm.

     Bir Telefonla Yanı Başınızdayım Dedim

    Çok Mutlu Oldular.

    Her Daim İşçinin Alın Terinin Yanındayız Dedim

     Sn Genel Başkanımız Gürsel Yıldız’ I Anlatık .

    NUSRET4

    NUSRET1

    NUSRET2

    HAK VE HUZUR PARTİSİ HAKLI VE HUZURLU BİR GELECEK İÇİN HAK VE HUZURU SEÇİN SEÇİN Kİ SİZİNDE BİR ÇÖZÜMÜNÜZ OLSUN

    Hak Ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur”Paylaşmak Güzeldir

    Fakirin Umudu Olmak Güzeldir

    Yaşlıya Saygıda Kusur Etmemek Güzeldir

    Kadına Saygı Duymak

    Haklarını Savunmak Güzeldir

    İnsanları Hatırlamak Güzeldir

    Kimsesizlerin Kimsesi Olmak Güzeldir

    Herkese Eşit Mesafede Selamlasıp

    Merhabalaşmak Güzeldir

    İstişare Etmek Fikir Alıp Vermek Güzeldir

    İnsan Onuruna İnsana Değer

    Vermek ve Empati Kurmak

    Vatandaşı Anlamak Güzeldir

    İşte Hak Ve Huzur Partisi Olarak Bütün Bunları Benimseyen Bir Partidir

    Herkesi Bir Arada Bütünleştiren

    NUSRET11

    Kaynaştıran Tek Parti Hak Ve Huzur Partisi

    Fikirlere Saygı Duyan Her Kesimi

    Kucaklayan Bir Partıyız Sn Genel Başkanımız Gürsel Yıldız Önderliğinde Ufku Ve Yönü Açık Büyük Türkiye İçin Kardeşlık için Barış İçin Çözüm

    NUSRET10

    İçin İşsizlik İçin İnsanlık İçin Huzur İçin Gençler İçin Geleceğimiz İçin Yüksek Standartlı Bir Hayat İçin Vardır Paylaşmayı Seviyoruz Paylaşmaya Geliyoruz

     

    OSES Çiğ köfteye Doyum Olmaz

    OSES Çiğköfteye Doyum Olmaz Olsada Yesek Hak Ve Huzur Partisi Mardin İl Başkanı Nusret Uygur Kızıltepe Oses Çiğköftede İş Yok Piyasa Ölü Başkanım Diyorlar

    NUSRT20

    Bu Belirsizlik Belimizi Büktü Devletimiz Tarafından Kosgeb Aracılığıyla Esnafa Yardım Verilirse Bi Nebze Olsun Rahatlarız

    Esnaf Sıkıntılı Küçük Esnafa Destek Lazım Başkanım Diyolar

    NURET21

    Bende İnşaallah Hak Ve Huzur Partisi Olarak Sn Genel Başkanımız Gürsel Yıldız Önderliğinde Mardinimizin Ve İlçelerinin Tüm Sorunlarını Dertlerini Çözmeye Gelıyoruz Dedik

Toplam 10 bulundu. Şu anda 1. sayfadasınız12345Sonraki...10Sonraki...Son sayfa »