• Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ’ın Kadınlar Günü Mesajı

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ’ın Kadınlar Günü Mesajı
    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ, 8 Mart Dünya Kadın Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    YILDIZ, mesajında şu ifadelere yer verdi: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyada Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilmiş olup, tüm dünyada kadınların haklarının savunulduğu, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerinin dile getirildiği, birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmaktadır.

    Türkiye’de de modernleşme hamleleriyle başlayan kadın hareketleri Cumhuriyet ile önemli bir ivme kazanmış, Medeni Kanun’un kabulü ve 1934 yılında seçme seçilme hakkının dünyadaki birçok ülkeden önce tanınmasıyla kadınlar eşit statüye kavuşmuştur.

    gurselyildiz4
    Kadınlar, toplumsal ve ekonomik yaşamın ayrılmaz parçası, toplumun en küçük birimini oluşturan ailenin temel unsurudur. Aile ortamında fertlerin refahı için yorulmadan çalışan kadın, İstiklal Savaşımızda da cephe gerisinin kahramanı olmuştur. Hayatın tüm alanlarında her türlü fedakarlığı gösteren kadınlarımız, bu vatan ve millet için canını feda etmeye hazır nesilleri de yetiştirmiştir. Yeni nesillerin yetişmesinde kadınlarımızın annelik vasfı ile üstlendikleri sorumluluk, geleceğimizin inşasında onların ne kadar hayati öneme sahip olduklarını göstermektedir.

    Ülkemizde, her alanda başarılı çalışmalar yapan kadınların sayısının artması övünç kaynağımızdır. Yaşamı boyunca birçok güçlüğe katlanan ve büyük sorumluluklar üstlenen kadınların toplumsal yaşama etkin biçimde katılmaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük hedefleri arasındadır.
    Sevginin, şefkatin ve özverinin simgesi olan ve bunları hiçbir karşılık beklemeden veren kadınlarımızın bu anlamlı gününü kutluyorum.”

  • Hilmi YOLCU ; Afet Bölgesi SAMSAT’ta

    Hilmi YOLCU ; Afet Bölgesi  SAMSAT’ta

    Merkez üssü Samsat olan depremin büyüklüğünü Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi 5.8 olarak duyururken AFAD depremin büyüklüğünü 5.5 olarak duyurdu.

    Yerin yaklaşık 10 km altında meydana gelen sarsıntı Adıyaman’ın yanısıra; Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Batman’da da hissedildi.

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı Hilmi YOLCU Hak ve Huzur Partisi Adıyaman il başkanı Mehmet Yıldırım  ile  birlikte  Samsat’ta  incelemelerde  bulundular.

    Depremin  yaşandığı  anda  Şanlıurfa  Bozova ilçesinde  bulunan  Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı Hilmi YOLCU “Bozova  ile  Samsat arasında  Atatürk  Barajı  bulunmakta.Bizde de   deprem  büyük  ölçüde  halkın  paniklemesine neden oldu.Evlerimizde  çatlaklıklar   meydana   geldi. Bu  gün  Samsat ‘taki   fotoğrafı  görünce  çok  büyük  felaketi  can  kaybı olmadan   atlatılması önemli.Bu  deprem  bize   şunu  öğretti.Sağlam  binalar   yapmak  zorundayız.Derme  çatma  yapılan  binalarda  yaşam  her  zaman  risk  taşıyor.Sokakta  kalan  vatandaşlarımız  kısa  sürede   sağlıklı  barınma  alanlarına  geçilmesi  için  alınan  tedbirleri  yerinde  gördük. Dasinca mezrasında halkla temasa geçtik hiç Bir yardım yapılmamış”

    hilmi17

    Adıyaman Samsat’taki bazı köylerde evlerin yıkıldı. Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı Hilmi YOLCU Akdamar köyü muhtarı Necmettin Öztürk   ile   görüştü. Akdamar köyü muhtarı Necmettin Öztürk   “Köyümüzün yarısı yıkıldı. Geri kalan evler de girilebilecek durumda değil” dedi.

    Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcısı Hilmi YOLCU   Samsat Kaymakamı Yusuf YILDIRIM  ,Samsat Belediye Başkanı Yusuf Fırat’ı   ziyaret   etti. “

    Hak ve Huzur Partisi Adıyaman il başkanı Mehmet Yıldırım “Afetzedelerin yanına  gelip  halkın  sorunlarını  yerinde   takip eden Hak ve Huzur Partisi  Genel Başkan Yardımcımız  Hilmi YOLCU’ya  teşekkür ederim”

    deprem ikonu Son Depremler

    03.03.2017 19:09 – Adiyaman Samsat 2.1

    hilmi1 hilmi2  hilmi4 hilmi5 hilmi6 hilmi7 hilmi8 hilmi10 hilmi11 hilmi12 hilmi13 hilmi14 hilmi15 hilmi16  hilmi18 hilmi19 hilmi20 hilmi21 hilmi24

    SAMSAT DEPREMDE AĞIR HASAR GÖRDÜ 5,5 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREMDE, ÇOK SAYIDA KAMU BİNASI VE EV HASAR GÖRDÜ. SAMSAT BELEDİYESİ BAŞTA OLMAK ÜZERE HÜKUMET KONAĞI KAMU LOJMANLARI DEPREMDE KULLANILAMAZ HALE GELDİ

    hilmi26 hilmienbas

    a_9 a_16 a_19 a_22 a_23 a_24 a_26

    OLYMPUS DIGITAL CAMERA

    OLYMPUS DIGITAL CAMERA

    OLYMPUS DIGITAL CAMERA

  • Hak ve Huzur Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Nayif Çelebi çalışmaları hızlandırdı

    Hak ve Huzur Partisi   Şanlıurfa  İl Başkanı  Nayif Çelebi  26  Şubat  Pazar günü   Ankara’da  yapılan   Hak ve Huzur Partisi 1’inci Olağan Kurultayı  dönüşü   Şanlıurfa’da   Değerlendirme  Toplantısı  Yaptı.

    Hak ve Huzur Partisi   Şanlıurfa  İl Başkanı  Nayif Çelebi  ” Hak ve Huzur  Partisi  15 Temmuz 2014 Günü Kurulmuştur.Her türlü ayrımcılığı reddedip insana öncelik veren, daha demokratik ve katılımcı bir toplum yapısına kavuşmuş, temel insan hak ve özgürlüklerinde en ileri ülkeler düzeyine erişmiş, her türlü eşitsizliği gidererek ulusal dayanışma duygularını güçlendirmiş, sosyal adalete dayalı bir toplum yapısı oluşturmuş siyasette ve yönetimde temiz  toplum yaratma amacına ulaşmış, ülkede vatandaşlık, kardeşlik,  dayanışma ve birlik bağlarını güçlendirmiş, ekonomide fırsat eşitliğine dayanan, sürdürülebilir, bireyler ve bölgeler arasında dengeli bir kalkınma sürecine girmiş, tam istihdamı hedefleyen, bilgi ekonomisine dayanan ve uluslar arası alanda rekabet gücü yüksek, yurtta ve dünyada barışı ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini ve çıkarlarını koruyan, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, bir Türkiye Yaratmaktır. İnsanca ve hakça gelişmeyi dirlik düzen içinde hızlandırarak, Türkiye’yi  çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne eriştirmeyi; demokrasiye her alanda geçerlilik kazandırmayı, insan haklarını ve özgürlükleri sağlam güvencelere dayandırarak genişletmeyi halk katılımının her alanda sürekli ve etkili olmasını sağlayarak ulusal egemenliği pekiştirmeyi amaçlayan, hukukun ve emeğin üstünlüğünü, toplumda ve uluslararasında eşitliği, adeleti ve dayanışmayı; ulusala bağımsızlığ ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulusu ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü gözeten, yurtta ve dünyada barış için çalışan, insanlar arasında din, dil, ırk, mezhep,  cinsiyet engelli engelsiz ayrımları yapmayan ve gücünü haktan alan bir siyasal kuruluştur. Hak ve Huzur Partisi, halkın siyasette ve yönetime sürekli ve etkili katılımını öncelikle kendi yapısında ve işleyişinde gerçekleştirir.”Partimiz kurulduğu günden bu yana kurumsal kimliğini tamamlamak adına her türlü çalışmayı yapmıştır. Bu kurultay sonrası partimiz tüm ülkede teşkilatlanarak istediğimiz duruma geleceğine inanıyorum . Pazar  günü yapılan Kurultayın hayırlara vesile olmasını dilerim . Kurultayda seçilen tüm arkadaşlarıma başarılar dilerim . El ele vererek yüz akıyla TÜRK SİYASET HAYATINDA Tabela partisi olmadığımızı göstermek üzere yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz.Hak  ve  Huzur Partisi  Şanlıurfa’da  çok  güzel çalışmalar yapacak.  Artık  Halkın  derdini  dertlenen,halkın  gerçek  sesi olacak  parti var.”

    nayif1 nayif2 nayif3 nayif4 nayif5

    hak1 hak2 hak3

    hak4

    ESKİ ÇAĞLARDA URFA VE İSİMLERİ

    Rivayete göre eski Yunanlılar Enoch’un (Enoch=Hermes = İdris Peygamber = Uhnud, bu dört ismin aynı kimse olduğu kabul edilmektedir.) insanlara şehirler kurmayı öğrettiğini ve onun devrinde 180 şehir kurulduğunu, bunların en küçüğünün Urhai veya diğer bir okunuşla Orhay yani Urfa olduğu söylenilmektedir. Bu rivayete göre İdris peygamber Nuh peygamberden önce geldiğinden Urfa Nuh tufanından önce kurulmuştur. Nuh tufanında bütün dünya gibi Urfa’da harap oldu. Fakat tufandan sonra dünya yeniden kuruldu ve Urfa da tarihte ki yerini aldı. Yine anlatıldığına göre Nuh tufanından sonra Babil’de hüküm süren Nemrut üç şehir inşa etmişti. Bunlardan biri de Urfa şehridir. Bu şehir önce Arach ve daha sonra zaman süreci içinde Erech, Orhay, Edessa ve Ruha isimlerini almıştır.

    Urhai veya Orhay ismi, Urfa’nın ilk sakinleri olan Arami – Süryanilerin verdiği isimdir. Daha sonra Urfa’ya gelen Helenler Edessa ismini verdiler. Helenlerin verdiği Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. Helenlerin verdiği Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. Urfa da içinden akan Karakoyun (Daysan) deresi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Urfa’ya Edessa isminden başka yine suyu güzel çeşme anlamına gelen “Kaliruha” adı da verilmiştir. İslam’ın fethinden sonra Müslüman Araplar tarafından “Kaliruha”nın “Kali” heceleri atılmış ve sadece “Ruha” heceleri kullanılmıştır. İkinci bir rivayete göre Orhay kelimesinin hafif bir değişikliğe uğratılmasıyla Ruha denilmiştir. Böylece şehir, İslam’ın fethinden sonra Müslümanlar tarafından artık “Ruha” diye çağrılmıştır. Osmanlı devrinde Urfa denilmeye başlanmıştır. Başka bir rivayetle Orhay isminin Urfa’ya dönüştürülmesi daha uygun görülmektedir.

     

    BELLİ BAŞLI DÖNEMLERDE ŞANLIURFA (KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ, CUMHURİYET DÖNEMİ )

    URFA’DA SELEFKOSLAR DEVRİ

    Makedonya kralı Büyük İskender (ö. M.Ö.323) Urfa’yı M.Ö. 331 yılında zapt eder. Büyük İskender, bütün Ön Asya’yı Çin’e kadar fetheder. Vefat edince, ülkesi komutanları arasında paylaştırılır. Bunlardan Antiyochus, Seleucus Nikator ile birlikte bütün Anadolu ve Suriye bölgesine hâkim olmuştu. Antiyochus’un ölümünden sonra Seleucus tek başına Suriye bölgesinde ve bütün büyük Asya’da Hindistan’a kadar Babilonya denilen bu bölgede 21 yıl hüküm sürdü. Bu sebeple bu devlete Selefkoslar devleti denildi. Urfa, M.Ö. II. yüzyılda Seleucos Nikator’un (323–281) hâkimiyeti altına girer. Edessa isminin Selefkoslar zamanında Makedonya’dan bu bölgeye gelen Makedonyalılar tarafından verilmiş olduğu da söylenilmektedir. Fakat o zaman Urfa’nın yerlisi olan Süryaniler, Grekçe olan bu ismi kullanmamış, kendi dillerindeki eski ismi Orhay’ı kullanmışlardır. Buna rağmen Selefkoslardan itibaren Urfa, uzun bir zaman sürecinde Edessa ismi ile şöhret bulacaktır. Bugün bile Avrupa’nın kullandığı isim Helenlerin verdikleri Edessa ismidir.

    O devirlerde Selefkoslar tarafından birçok şehre verilmiş olan Edessa ismi “suyu bol” anlamına gelmektedir. Urfa da içinden akan Karakoyun (Daysan) deresi ve kaynayan pınarlardan dolayı suyu bol bir şehirdi. Selefkoslar M.Ö.132 yılında İranlıların baskısına dayanamayarak yıkıldı. Bölgede bu tarihten itibaren Osrhoene ismi ile bir şehir devleti kuruldu.

    URFA OSRHOENE KRALLIĞI DEVRİ (M.Ö.132 – M.S.244)

    Urfa’da kurulan ilk ve tek bağımsız devlet Osrhoene krallığıdır. İngiliz tarihçi Segal’ın belirttiğine göre Osrhoene adı Urfa’nın ilk adı Orhay’dan türemiş olabilir. Osrhoene, Urfa ve çevresine birlikte verilen bir isimdir. Fakat başka bir rivayete göre Urfa krallığının adının Osrhoene olmadığı, bu ismin Urfa krallığının Roma hâkimiyetine geçtikten ve bir Roma eyaleti olduktan sonra bu eyalete verilmiş bir isim olduğu da ileri sürülmektedir. Urfa krallarının çoğu Abgar ismi ile çağrıldığından bu devlete Abgarlar devleti denildiği gibi Abgarlar dönemi de deniliyordu. Abgarlar dönemi Urfa’nın en belirgin ve meşhur dönemidir.

    ROMA HÂKİMİYETİNDE URFA (244–637)

    Urfa her ne kadar bağımsız bir devlet görünüyordu ise de daha çok Roma’nın güdümünde bir devletti. Zaman zaman Roma’nın müdahalesi ile krallar değişiyor, yeni kral Roma tarafından tayin ediliyordu. Nihayet bu durum Urfa devletinin M.S. 244 tarihinde tamamen Roma eğemenliğine girmesine kadar devam etti. Bu tarihten itibaren Urfa bir Roma şehri idi. 244 tarihinden itibaren Urfa, Roma imparatorluğunun Osrhoen adında bir eyaleti oldu ve artık Urfa’yı Roma’dan gönderilen valiler idare etmeye başladı. Osrheon bölgesinin merkezi Urfa idi ve Urfa’ya bağlı on iki şehir bulunuyordu Roma imparatorluğunun 395 tarihinde ikiye ayrılmasından sonra da Doğu Roma (Bizans) imparatorluğunun egemenliğine giren Urfa, Güney-doğu Roma’nın merkezi oldu. Artık Urfa Müslümanlar tarafından fethedilmesine kadar 400 yıl Doğu Roma’nın (Bizans’ın) hâkimiyetinde kaldı.

    URFA’YI MÜSLÜMANLARIN FETHİ VE DÖRT HALİFE DEVRİNDE URFA

    636 tarihinde Kudüs’ün fethi sırasında halife Hazreti Ömer (r.a.) Kudüs’e gitmişti. Oradan Fırat’ı geçerek daha kuzeye doğru çıktığı ve onun bu seyahati sırasında Urfa’ya yaklaştığı, Urfa halkının Hazreti Ömer’i (r.a) karşılamaya çıktıkları ve Urfa’nın güvenliği hakkında kendisinden söz aldıkları da kaydedilmektedir. Halife Ömer, İyaz bin Ganem’i Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) valiliğine tayin etmişti. İyaz b. Ganem, önce “Pagan” dininde (daha sonra kendilerine Sabiî denilecek) olan yani halkının yıldızlara taptığı Harranlılara teslim olmalarını teklif eder. Harranlılar, önce Urfa’ya gitmelerini ve bu teklifi onlara yapmalarını, Urfa’nın nasıl bir anlaşmayı kabul ederlerse kendilerinin de aynı anlaşma gereğince teslim olacaklarını söylediler. Bu devirde Bizans İmparatorluğu, putperest olduklarından dolayı Harranlılara, Hristiyan olmalarına rağmen mezhep ayrılığından dolayı Uralılara zülum ediyordu. O sebepledir ki İslam ordusunun Harran önlerine gelmesi Harranlılara adeta Bizans işkencelerinden kurtulma ümidi vermişti. Yine de Urfa’nın nasıl hareket edeceğini görmek istiyorlardı. Bu arada Urfalıların, Müslümanları kurtarıcı olarak ve seve seve karşıladıkları söylenilmektedir. İyaz bin Ganem Urfa halkı ile anlaştı. Güneydoğu Anadolu’nun diğer şehirlerinin halkı da Urfa barış şartlarına göre, Müslümanlarla barış yaptılar. Böylece Urfa miladi 637–38 yılında fethedildi.

    URFA’DA EMEVİLER DEVRİ

    Hazreti Osman’ın halifeliği zamanında Şam valisi hazreti Muaviye, bu bölgeye Mudar kabilesinin kollarından Beni Temim ve Kays kabilelerini yerleştirmişti. Zaten İslam’dan evvel de Mudarlar bu bölgede yerleşmişlerdi. Onun için Urfa’nın da içinde bulunduğu bu bölgeye bir müddet “Diyar-ı Mudar” deniliyordu. Hazreti Osman’ın şehit edilmesinden sonra Halife olan Hazreti Ali’nin (halifeliği 656–660) halifeliğini Şam valisi Hazreti Muaviye tanımamıştı. O yüzden hazreti Muaviye’nin (halifeliği 660–680) Şam valiliği sırasında ve sonra müstakil hareket ettiği halifeliği zamanlarında, Urfa da Muaviye’nin idaresine girmiştir. Hazreti Muaviye, yumuşak huyluluğu ve cömertliği ile sadece emrinde bulunan müslüman kabilelerini değil, bölgedeki Hristiyanları da hoşnut etmişti.

    Velid bin Abdulmelik (705–715) halife olduktan sonra el-Cezire (güneydoğu Anadolu) bölgesine kardeşi Mesleme bin Abdulmelik’i (ö.739) vali tayin etti. Mesleme de devamlı Anadolu içlerine ve hatta İstanbul’a gazalar yapardı. O devrin efsanevî kahramanı Battal Gazi (ölüm.740) de Mesleme’nin komutanlarındandı. Mesleme bin Abdülmelik bölgeye vali olunca, bölgenin merkezini Kinnesrin’den Harran’a taşıdı. İkamet etmesi için de bir saray inşa ettirdi. Böylece Mesleme’den itibaren Güneydoğu Anadolu valileri devamlı Harran’da ikamet etmeye başladılar. Dolayısıyla Anadolu içlerine yapılan gazalar için buradan ordu sevk ettiler.

    Urfa ve Harran’ın fethedilmesi ile Urfa Anadolu’ya açılan bir kapı oldu. Bundan sonra Anadolu üzerine yapılan bütün gazalar Urfa ve Harran üzerinden yapılmıştır. Öyle ki Güneydoğu Anadolu (el-Cezire) genel valileri Kinnesrin’den sonra bölgenin merkezi olan Harran’da otururlar ve Bizans üzerine gönderilen orduları buradan idare ederlerdi.

    URFA’DA ABBASİLER DEVRİ

    Harran, Emevilerle Abbasiler arasında cereyan eden kanlı ve şiddetli savaşlara sahne olmuştur. Bu sırada Abbas oğullarının propagandasını yapanlar, Resulullah’ın (s.a.s.) amcası Hazreti Abbas’ın (ö.653) oğlu Abdullah’ın (ö.687–88) oğlu Ali’nin (ö.736) oğlu Muhammed’e (ö.743) biat ediyorlardı. Onun vefatından sonra da oğlu İbrahim’e biat etmeye başladılar. Dolayısıyla bu İbrahim’e de İmam İbrahim diyorlardı. İmam İbrahim Emevi Halifesi Mervan bin Muhammed (halifeliği 744–750), İmam İbrahimi Harran’da zindana attırdı. İmam İbrahim’in zindanda vefatından(749) sonra Abbas oğulları Abdullah es-Seffah’a 30 Kasım 749 tarihinde biat ederek halife yaptılar. Böylece ilk Abbasi halifesi Abdullah es-Seffah (halifeliği 749–754) oldu. Abbasiler Fırat kısışında cereyan eden savaşta Emevileri yendiler ve Harran’a girdiler. Bu tarihten sonra Urfa bölgesi Abbasi egemenliğine girdi.

    URFA’DA HAMDANİLER VE NUMEYRİLER DEVRİ (905–1081)

    Onuncu yüzyıldan itibaren artık Abbasi halifelerinin askerî ve siyasî güçleri kalmamıştı. Bu yüzden İslam ülkelerinin bazı yerlerinde şehir devletçikleri diyebileceğimiz kendi hâkimiyetlerini kuran hükümdarlıklar oluşuyordu. Böylece bazı valilikler bu şekilde kendi yarı bağımsızlıklarını ilan ediyorlar ve sadece halifeye dini bakımdan hürmet gösteriyorlardı. 905 tarihinden itibaren de Hamdaniler (905–991) bölgeye hâkim olmuşlardı. On birinci yüzyıl başlarında ise Urfa Numeyr oğullarından (991–1081) Utayr adında birinin hâkimiyetinde idi. Utayr kendisi Hille’de oturuyor ve Urfa’yı da naibi Ahmed bin Muhammed adında biri yönetiyordu.

    URFA’DA SELÇUKLULAR DEVRİ (1086–1098)

    1059 tarihinde Sultan Tuğrul’un (1040–1063) emriyle Alpaslan Harran’ı ele geçirdi. Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın, Bizans İmparatoru Diyojen ile 1071 senesinde yaptığı Malazgirt meydan muharebesini kazanması sonunda yaptığı antlaşma içinde evvelce Müslümanlara ait olan şehirlerden Urfa’nın da Selçuklulara bırakılması maddesi de bulunuyordu. Böylece Urfa tekrar Müslümanlara bırakıldı. 1081 tarihinde Şerefüddevle Müslim bin Kureyş Harran’ı zapt etmiş ve Urfa ile barış anlaşması yapmıştı. 1072 tarihinde Alpaslan’ın ölümü ile Selçuklu tahtına Alpaslan’ın oğlu Melikşah geçti. Büyük Selçuklu sultanı Melikşah (1073–1092), amcası oğlu Kutalmış (ö.1064) oğlu Süleymanşah’ı (ö.1086) Anadolu’ya göndererek Urfa ile Birecik arasında yerleşmelerini emretmişti. Sultan Melikşah’ın (1073–1092) komutanlarından Bozan (ö.1094) 1086–87 senesinde Urfa’yı kuşattı. Sultan Melikşah Urfa’yı zapt eden komutanı Bozan’ı Urfa valiliğine tayin etti.

    URFA’DA HAÇLI KONTLUĞU DEVRİ (1098–1144)

    Haçlı seferi içinde olmak üzere 1098–1099 senesinde Kont Budin (Boudion) adındaki bir kontun emrinde Urfa taraflarına da gelen Haçlılar, o sırada Urfa’nın Hristiyan valisi olan Toros’un kendilerini davet etmesi üzerine Urfa’ya girdiler. 1098 tarihinden itibaren Urfa Kontluğu adı altında bir kontluk kurulmuş oldu. Böylece Urfa Müslüman Türk ve Müslüman Araplara karşı Haçlıların hâkim oldukları bölgeleri koruyan güçlü bir kale oldu.

    URFA’DA ZENGİLER DEVRİ (1144–1182

    Urfa’nın Haçlı Kontluğu devrinde İmadeddin Zengi (1127–1146), büyük Selçuklu devletinin Musul Atabeyi bulunuyordu. Harran’ı üs olarak kullanan İmadeddin Zengi, nihayet 1144 senesinde Haçlıların elinde bulunan Urfa’nın üzerine yürümek için tetikte bekliyordu. O sırada Haçlılardan bir grup şehir dışına çıktığından şehir nispeten korumasız kalmıştı. Bunu haber alan Zengi hemen Urfa’yı kuşattı. Zengi yirmi sekiz gün süresince yaptığı büyük bir savaş sonucu, şehre girdiler. Böylece İmadeddin Zengi Aralık 1144 tarihinde Urfa’yı Haçlılardan geri aldı.

    URFA’DA EYYUBİLER DEVRİ (11821260)

    Sultan Salahaddin Eyyubî (saltanatı.1174–1193), Haçlılarla mücadele etmek niyetinde olduğundan, Urfa, Harran ve Rakka gibi sınır şehirlerini ele geçirmek istiyordu. 1182 tarihinde de Urfa’yı ve diğer şehirleri çetin bir savaştan sonra Zengilerden aldı. Harran 1182 yılında Eyyubilerin hâkimiyetine girdiğinde Sultan Salahaddin Harran’ı el-Cezire ve Musul bölgelerinin zaptında üs olarak kullandı. Anadolu Selçuklularının Harran ve Urfa’yı kuşatması başarısız olunca, Eyyubi hükümdarı Salih Necmeddin 1236 senesinde Urfa ve Harran’ı kendisine yardım eden ve o tarihlerde Moğolların önünden kaçarak Anadolu’ya gelen Harezmlilere bıraktı. Harezmlerin halka kötü davranışı üzerine, 1241’de Halep Eyyubi hükümdarı Melik Nasır Salahaddin Urfa ve çevresine saldırarak buraları zaptetti.

    Bu şekilde Anadolu ve Suriye bölgesinde bulunan İslam devletleri birbirleriyle uğraşırken büyük tehlike de kendilerine yaklaşıyor ve bütün İslam dünyasını tehdit ediyordu. Nihayet Urfa ve çevresi 1244 senesinde Moğolların öncü birlikleri olan Tatarların saldırısına uğradı.

    İslam dünyasının üzerine bir kâbus gibi çöken Moğollar, nihayet 1259–60 senesinde Urfa’yı da alarak Eyubilerin hâkimiyetine son verdiler. Böylece Eyyubilerin 75 yıl kadar süren Urfa’daki hâkimiyetleri son bulmuş oldu.

     

    URFA’DA MISIR MEMLUKLERİ DEVRİ

    1300’lü tarihlerde Urfa dâhil el-Cezire bölgesinin büyük bir kısmı Mısır Memluklerinin kontrolüne geçmişti. Urfa’nın 1365–70 yıllarında memluklerin hâkimiyetinde olduğu kabul edilmektedir. XIV. Yüzyıl ikinci yarısında ve XV. Yüzyıl başlarında Urfa Memluklar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasında devamlı el değiştirmiştir. Ayrıca Memlüklüler Harran kalesini de elden geçirmişler ve bazı onarımda bulunuşlardı.

    URFA’DA KARAKOYUNLULAR DEVRİ

    1362 tarihlerinde Urfa ve çevresinde Şii olan Karakoyunlular hâkim olmuşlar ve bu bölgede bir müddet hâkimiyetlerini sürdürmüşlerdir. 1300’ler önce Moğollar Anadolunun çeşitli bölgelerini yakıp yıktı. 1300’lü yıllarından sonra Urfa, bu defa da Timurluların saldırısına uğradı. 1387’de Anadolu içlerine giren Timur Han (ölüm 1405), birkaç defa Urfa’ya saldırarak birçok yeri tahrip etmiştir. Timur Han, Suriye seferi dönüşü Birecik’i sulh yoluyla Urfa’yı ise savaşarak topraklarına kattı. 1400 senelerinde ise Urfa adeta yeniden imar edilmiştir. Urfa, XIV. Yüzyılda Döger emiri Dımaşk Hocanın (ölüm.1404) hâkimiyeti altında idi.

    URFA’DA AKKOYUNLULAR DEVRİ

    1404 tarihinde Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey (ö.1435) Urfa’yı 1432 yılında zapt etti. Akkoyunlular zamanında bir ara Mısır askerlerinin saldırısına uğrayan Urfa, oldukça tahrip edilmiştir. 1457’de kardeşi Cihangir Mirza’nın elinden hâkimiyeti alan Uzun Hasan Akkoyunlu hükümdarı oldu. Uzun Hasan Urfa ve Diyarbakır şehirlerinden dolayı Mısır Memluk devletiyle arada bir mücadele eder ve bazen de barış yapardı. O zamana kadar hükümet merkezi Diyarbakır iken, devletin büyümesinden sonra Tebriz’e taşıdı.

     

    URFA’DA SAFEVÎLER DEVRİ

    Urfa, 1514 tarihinde Safevi hükümdarı Şah İsmail’in valisi Eçe Sultan Kaçar’ın elinde bulunuyordu. Sünni mezhebinde olan Urfalılar, Şii mezhebinde olan Safevilerin baskısına tahammül etmek zorunda kalıyorlardı. Safeviler bilhassa Sünni âlimlere çok baskı yapıyorlardı. Şah İsmail Diyarbakır ve Urfa’da birçok âlimi Sünni oldukları için öldürtmüştü. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han, 1514’te İran seferi sırasında Akkoyunlu şehzadelerinden Osmanlıya sığınmış olan Murat Bey (ö.1514) komutasında bir kuvvet göndererek Diyarbakır’ı zapt etmek istemişti. Fakat o sırada Urfa valisi olan Eçe Sultan Kaçar, bu kuvveti bozmuştu. Böylece Urfa bir müddet daha Safevilerin elinde kalmıştı. Bu tarihlerde İbrahim Gülşenî (1426–1534) adındaki Halveti-Gülşeni tarikatı şeyhi de Diyarbakır’da bulunuyordu. Şah İsmail’in baskısı üzerine Urfa’ya uğramış fakat bu baskıya dayanamayarak Mısır’a gitmek zorunda kalmıştır.

     

    OSMANLI İDARESİNDE URFA

    XVI. yüzyıl başlarında Mısır devletine bağlı olan Urfa, 5 Nisan 1517 tarihinde Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim (1512–1520) tarafından alındı. Önce Urfa sancak olarak Diyarbakır eyaletine bağlandı. İlk valisi de Piri Bey oldu. Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) Bağdat seferi sırasında Halep’e geçerken Urfa’ya uğramış ve iki gün Urfa’da kalmıştır. Sultan IV. Murat da Bağdat seferine giderken Urfa’ya da uğramıştır. Evliya Çelebi’nin bildirdiğine göre 17. yüzyılda Urfa üç tuğlu paşalar tarafından idare edilmekte olup, dört mezhebe göre fetva veren bilgili kadılara sahipti. Urfa, Osmanlı idaresine geçmesinden sonra Sultan III. Mehmet (1595–1603) devrinde Celali isyanları sırasında 1599’da ve Sultan II. Mahmut (1808–1839) devrinde Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı sırasında 1833-1839 yılları arasında Osmanlı idaresinden geçici olarak çıksada Osmanlı ile bağı hiç kopmayan bir şehir olmuştur. Cumhuriyetin ilanına kadar Osmanlı devletinin idaresinde bir sancak olarak kalmış ve sancak beyi tarafından idare edilmiştir.

    Urfa 1865 yılına kadar Rakka eyaletinin merkezi olarak yaşamıştır. Bu sırda eyalet paşası Urfa’da otururdu. Bu vali paşalar, Urfa’da saraylar, camiler, medreseler, hamamlar gibi imarlarda bulunurlardı. Dolayısıyla Urfa mamur bir şehir olmuştur. Fakat Urfa, 1865’de sancak olarak Halep eyaletine bağlanınca sadece mutasarrıf Urfa’da oturur oldu. Bu yüzden de Urfa eski mamuriyetini ve değerini kaybetti. Zamanla sönükleşmeye başladı.

     

    CUMHURİYET DEVRİNDE URFA

    Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti mağlup olmuştu. Osmanlı Devletinin bir bağımsız sancağı olan Urfa da Mondros mütarekesini takip eden günlerde 24 Mart 1919 senesinde İngilizlerin işgaline uğramıştı. 1919 senesinde Urfa 80.000 nufuslu idi. İyi bir araba yolu vardı ve şehir çok iyi inşa edilmiş güzel bir şehirdi. Sokakları döşeliydi ve iyi ve çok kullanışlı bir su sistemi de vardı. İşgalcilerin gelişi ile gerek Müslüman ve gerekse Hıristiyan Urfalılar işgal kuvvetlerinin baskısı altında kalmıştı. Altı ay kadar sonra İngilizler şehri Fransızlara bırakmışlardı. İngilizlerin Urfa’dan ayrılışı ile 30 Ekim 1919’da da Fransızlar Urfa’yı işgal ettiler. Urfanın işgal edilmesi üzerine bütün Anadolu’da olduğu gibi Urfa da işgalcilere karşı kurtuluş mücadelesine girişti. Bu arada Fransızların tahriklerine kapılan ve onlardan kuvvet alan Urfa’nın Ermeni Hıristiyanlarının bir bölümü de Fransızlarla bir olarak yıllarca beraber yaşadıkları Urfa Müslümanları ile savaşmaya başladılar. Urfa Çetelerinin mücadelesi ile 11 Nisan 1920’de urfa Fransızlardan resmen temizlendi ve Türkiye Cumhuriyetine bağlandı. Bunun üzerine şehirdeki Hıristiyan halk Suriye’ye göç etti.

  • Hak ve Huzur Partisi 1’inci Olağan Kurultayı yapıldı

    Hak ve Huzur  Partisi  1’inci Olağan Kurultayı yapıldı

    Hak ve Huzur  Partisi  1’inci Olağan Kurultayı bugün yapıldı.

    Kurultayda parti genel başkanlığı için tek aday olan ve halen bu görevi sürdüren Gürsel Yıldız  yeniden Parti Başkanı oldu.

    Hak ve Huzur  Partisi  1’inci Olağan Kurultayı “Daha fazla Özgürlük, daha fazla Eşitlik, daha fazla Demokrasi, daha fazla Adalet, daha fazla İnsan Hakları” sloganıyla yapıldı.

    Hak ve Huzur  Partisi Genel Merkezi Salonu’nda yapılan kurultayda parti genel başkanlığı için tek aday olan ve halen bu görevi sürdüren Gürsel YILDIZ yeniden Parti Başkanı oldu.

    Kurultay  Divan Başkanlığını   Hüsamettin ÇİÇEK. Başkan Yardımcısı Gamze DEMİRTAŞ  ,Başkan Yardımcısı Şerif KAPLAN, Yazman   Necla BAKAN  ‘dan oluştu.

    Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okunmasıyla devam edilen Kurultay’  gündemindeki  maddelerin  görüşülmesine  geçildi.

    Kurultayın açılışında konuşan parti genel  Başkan Yardımcısı Hüsamettin ÇİÇEK , kurultayda bir ve beraber olduklarını davalarına bağlı olduklarını duyurmak için toplandıklarını kaydetti.

    Konuşmasında partililere ve delegelere teşekkür eden Hüsamettin ÇİÇEK, Hak ve Huzur Partisi  İnsan ve onun ayrılmaz bir parçası olan insan onurunun korunması, yüzyıllardır sahip olduğumuz köklü kültürümüzün bize yüklediği önemli bir sorumluluktur. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, sosyal devlet gibi çağdaş kavram ve kurumlar, birlikte mutlu ve yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmayı amaçlamaktadır.

    Türkiye ve bölgemiz başta olmak üzere, günümüz dünyasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı sorunlar, köklü çözümler üretilmediği için, günümüze kadar birikerek ve büyüyerek gelmiş ve mevcut sistemin çözüm üretme yeteneğini kaybettiği anlaşılmıştır. İnsanı önemsemeyen, insana hak ettiği değer ve önemi vermeyen yaklaşımlar ve çözüm önerilerinin var olan sorunların çözümüne katkı sağlayamayacağı açıktır. Mevcut kurumsal yapının bir bütünlük içinde, insanımızın layık olduğu refah ve mutluluğa ulaşmasına katkı sağlamak üzere yeniden gözden geçirilerek bir değişimin sağlanması zorunluluk olarak gözükmektedir.”

    Kurultay  Divan Başkanlığını   Hüsamettin ÇİÇEK. Başkan Yardımcısı Gamze DEMİRTAŞ  ,Başkan Yardımcısı Şerif KAPLAN, Yazman   Necla BAKAN   dan oluştu

    Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okunmasıyla devam edilen Kurultay’da tüzük değişikliği teklifinin görüşülmesine geçildi.

    SİYASETTE VE YÖNETİMDE TEMİZ  TOPLUM YARATMA

    Kurultay’da konuşan  Genel Başkan Gürsel YILDIZ” Hak ve Huzur  Partisi  15 Temmuz 2014 Günü Kurulmuştur.Her türlü ayrımcılığı reddedip insana öncelik veren, daha demokratik ve katılımcı bir toplum yapısına kavuşmuş, temel insan hak ve özgürlüklerinde en ileri ülkeler düzeyine erişmiş, her türlü eşitsizliği gidererek ulusal dayanışma duygularını güçlendirmiş, sosyal adalete dayalı bir toplum yapısı oluşturmuş siyasette ve yönetimde temiz  toplum yaratma amacına ulaşmış, ülkede vatandaşlık, kardeşlik,  dayanışma ve birlik bağlarını güçlendirmiş, ekonomide fırsat eşitliğine dayanan, sürdürülebilir, bireyler ve bölgeler arasında dengeli bir kalkınma sürecine girmiş, tam istihdamı hedefleyen, bilgi ekonomisine dayanan ve uluslar arası alanda rekabet gücü yüksek, yurtta ve dünyada barışı ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini ve çıkarlarını koruyan, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, bir Türkiye Yaratmaktır. İnsanca ve hakça gelişmeyi dirlik düzen içinde hızlandırarak, Türkiye’yi  çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne eriştirmeyi; demokrasiye her alanda geçerlilik kazandırmayı, insan haklarını ve özgürlükleri sağlam güvencelere dayandırarak genişletmeyi halk katılımının her alanda sürekli ve etkili olmasını sağlayarak ulusal egemenliği pekiştirmeyi amaçlayan, hukukun ve emeğin üstünlüğünü, toplumda ve uluslararasında eşitliği, adeleti ve dayanışmayı; ulusala bağımsızlığ ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ulusu ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğünü gözeten, yurtta ve dünyada barış için çalışan, insanlar arasında din, dil, ırk, mezhep,  cinsiyet engelli engelsiz ayrımları yapmayan ve gücünü haktan alan bir siyasal kuruluştur. Hak ve Huzur Partisi, halkın siyasette ve yönetime sürekli ve etkili katılımını öncelikle kendi yapısında ve işleyişinde gerçekleştirir.”Partimiz kurulduğu günden bu yana kurumsal kimliğini tamamlamak adına her türlü çalışmayı yapmıştır. Bu kurultay sonrası partimiz tüm ülkede teşkilatlanarak istediğimiz duruma geleceğine inanıyorum . Kurultayın hayırlara vesile olmasını dilerim . Kurultayda seçilecek tüm arkadaşlarıma başarılar dilerim . El ele vererek yüz akıyla TÜRK SİYASET HAYATINDA Tabela partisi olmadığımızı göstermek üzere yola çıktık ve yolumuza devam ediyoruz hepinize saygılar sunuyorum.

    Yapılan Seçimlerde  Parti  Meclisine  Necla BAKAN,Şerif Kaplan,Gamze DEMİRTAŞ,Mehmet Horoz,Mediha YURTSEVER, Hüsamettin Çiçek,Sinan SÖYLEMEZ, A.Kadir Yıldırım  ,Murat YILDIZ,Hilmi YOLCU,Hüseyin Şenses,Abdullah Karakeçi,Cihan Öz,Abdullah AYKUT,Erol BEKMEZCİ, ,Nayif Çelebi,Mehmet ŞİMŞEK,Mehmet TAŞAN,Mehmet ÖCEL,İsmail ARSLAN,Kadri ÖREN,Remzi SAVAŞ,Osman Kuzuoğlu,Süheyla Tanrıverdi, Ahmet Uçar, Rahim Balçık,Mustafa Cura,Ramazan Şengül,Selma Narin,Yaşar Narin,Zülfikar Serdar Alban,Ömer Taçyıldız, Birnur Cindaruk ,Aygün Özçelik,Metin Erkuş,Celal Narin,Gökhan Narin, Salih Narin,Fethi  Rağbetli, Remzi Yıldız ,Ercan Yıldız, Aygün Özçelik  ,Hasan  Demirtaş,Serap Canan Yayla,Abdurrezak Narin, Nurettin Tuncer,Burhan Tuncer,Sadettin Toprak,Hadi Tuncer,Ahmet Yalçınkaya, İbrahim Demirubuz,Cahit İncik  seçildiler

    Yüksek Disiplin Kurulu Asil   Üyeler

    Ali Yurtsever, Ömer Cerit,Umut Çözmez,Cumali  Toprak, Fatih Binmez, Hayrettin  Dağdelen,Sami Arslantaş, Kadir Uzun, Murat Uzun, Murat Karataş, Leyla Derin, Bozan Aslan, Remzi Savaş, Nurettin Erdoğan, Mustafa Kılınç, Dilek                Kökten, Murat Tamar, Osman Yeşilçayır, Uğur Kaya, Süleyman Demir, Fatma Doğan, Adalet Basmacı, Keziban Derin seçildiler.

      

  • Hak ve Huzur Partisi Kurultay öncesi Çalışmaları Devam ediyor

    Hak ve Huzur Partisi Kurultay öncesi Çalışmaları Devam ediyor

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Hak ve Huzur Partisinin 1. Olağan Kurultay 26 /2/2017 tarihinde Saat 13.oo ’de Çankaya Korkutreis Mah. Strazburg Cad. No:49/8 ‘de gerçekleştireceğiz. Kurultay Öncesi Partililerde istişaralere devam ediyoruz.Bu günde Başarılı İş Kadını Necla Bakan’la durum değerlendirmesi yaptık.”

    necla8

    necla11

    necla11necla13

    necla1

     

    necla2

    necla12necla3

    necla4

    necla5

     

    necla6

    necla7

  • Gürsel YILDIZ Sakarya’lı Doğa Savaşçılarını ziyaret etti

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneğini ziyaret etti.

    Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneğin çalışmaları hakkında bilgi alan Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Güzel çalışmaların ortaya konduğu gönüllü bir ordunun neler yapabileceğini en iyi gösteren bir dernek oluşunuzu gördüm.3o yıldan bu yana çok faydalı projeleri devreye girmesi bunu gösteriyor.Sizlerin son çalışmanız olan Organik Tarımın Yaygınlaştırılması Projenizide önemli buluyorum.”dedi.

    zor3zor5zor8zor4zor8zor9zor6zor10zor11zor1

    Sakarya Kültürel ve Doğal Kaynakları Koruma Derneği Başkanı Osman ZOR “Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanının 2.kez Derneğimizi ziyaret etmesini önemsiyor.Bizlerin gönüllü çalışmalarına moral verdiklerinden dolayı teşekkür ederim “dedi.

  • Gürsel YILDIZ Sakarya’lılara TREN için destek verdi

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ ADA TRENİ GARDAN KALKSIN KANPANYASINA İMZA ATTI.

    Bir grup Adapazarlı ile görüşen Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ’a öncelikli sıkıntılarını bir bir sıraladılar.

    BİR GRUP

    SAKARYA TARIM TOPRAKLARINA GÖZ DİKENLER VAR Bu duruma dur demek gerek.Ancak Tarım Topraklarını Koruması gerekenlerde üzerlerine düşeni yapmıyorlar Ve Yanlış yapanlarla birlikte adım atıyorlar

    adatreni1 adatreni2 adatreni3 adatreni4 adatreni5 adatreni6 adatreni7 adatreni8 adatreni9 adatreni10 adatreni12 adatreni13 adatreni14 adatreni15

    BİR GRUP
    Sakarya ilinde Bir Trafik Keşmekeşiliği var.Bunun ortadan kalkması içinde Pansuman tedbirlerle vatandaş oyalanmaktadır.Hızlı Tren Hattı yapılacak denilerek Adapazarı Haydarpaşa Tren seferleri durduruldu.Sonra Yollar tamamlandı Seferler başlanmadı.40 bin İmza toplandı.Şimdi de Hiç vatandaşa fayda vermeyecek olan Mithatpaşadan başlayalım diyorlar.Vatandaşın cebinden para almak için bir düzen bu

    dediler.

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ Bu sorunların çözümü zor değil Yerel Yöneticiler Vatandaşın menfeatine olacak adımı mutlaka atacaklarına inanıyorum.Bir başka gelişimde Trenle gelecem ve Garda sizlerle bir araya gelecem. Bu işin sonuçlanması için bende İmza atıyorum.”İnşallah hayırlı sonuca birlikte ulaşırız”

  • Hak ve Huzur Partisi Kurultayı 26 /2/2017 tarihinde Saat 13.oo ’de

    Hak ve Huzur  Partisinin  1. Olağan  Kurultay   26 /2/2017 tarihinde Saat  13.oo ’de  Korkutreis Mah. Strazburg Cad. No:49/8 Çankaya/Ankara   adresinde aşağıdaki gündemle yapılacaktır. Çoğunluk sağlanmadığı takdirde  aynı gün ve aynı yerde bir  saat sonra  çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır.

    Hak ve Huzur Partisi Kurultayı

    Olağan 1. Toplantısı gündemi

    GÜNDEM

    1-Açılış ve Kongre divanının oluşturulması

    2-Saygı duruşu   ve  İstiklal Marşı

    3-Gündemin Okunması

    4-Faaliyet ve hesap raporlarının okunması ve  onaylanması

    5-Genel Başkanın Konuşması

    6-Genel Başkan ve MKYK üyelerinin ibrası

    7-Taslak Bütçe müzakeresi  oylanması

    8-Genel Başkan Adaylarının Konuşmaları

    9-Oy Pusulalarının seçim kuruluna  teslimi

    10-Genel Başkan ,MKYK ve MDK üyelerinin asli ve  yedek üyeleri seçimi

    11-Dilek ve temenniler.Kapanış

     

     

     

     

     

     

       

     

  • Nusret UYGUN’Bölgedeki elektrik sorunu araştırılsın’

    ‘Bölgedeki elektrik sorunu araştırılsın’

    Hak ve Huzur  Partisi Mardin İl Başkanı Nusret UYGUN, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde elektrik kesintilerinin  önlenmesi için  Elektrik  Şirketinin  Altyapı  Çalışmalarını arttırmasını istedi.

    Hak ve Huzur  Partisi Mardin İl Başkanı Nusret UYGUN ,Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde elektrik kesintileri, alt yapı sorunları   için  Toplantılar yapılıyor  ancak   sorun  çözülemiyor.

    NUSRET2

    Hak ve Huzur  Partisi Mardin İl Başkanı Nusret UYGUN  Doğu ve Güneydoğu Bölgesinin elektrik altyapısına yeterince önem verilmediğini belirtti. “Uygulanan yanlış enerji politikaları sebebiyle bölge halkı her geçen gün artan bir şekilde, sağlıklı enerjiye ulaşım problemi yaşamaktadır” dedi.

    Hak ve Huzur  Partisi Mardin İl Başkanı Nusret UYGUN “ Elektrik kesintileri  kaçak elektrik kullanıma bağlayarak sorumluluğu üzerinden atmaya çalışmaktadır. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde sık sık tekrarlanan elektrik kesintilerini kaçak elektrik kullanım oranlarına bağlayarak açıklama  yapılması  sorunu  çözmüyor. Bölge insanının kaçak elektrik kullanımı bahane edilerek töhmet altında bırakılması, doğru değildir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde elektrik kesintileri, kayıp-kaçak tüketimlerin, alt yapı sorunlarının, çiftçilerin elektrik girdi maliyet sorunlarının nedenlerinin, çözüm önerilerinin ve alınması gereken tedbirlerin alınmasını istiyoruz.”

    NUSRET4 NUSRET45

  • Gürsel YILDIZ” Anayasa değişikliğine kesinlikle kendim ve partim adına –HAYIR”

    Gürsel YILDIZ” Anayasa değişikliğine kesinlikle kendim ve partim adına –HAYIR”

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ”Anayasamızda  değiştirilmesi  gereken  bölümler  değiştirilmeli.Ancak   Bu  değişiklik  nasıl olsa  oluyor.Sistemide  değiştirmeyi  yanlış  buluyorum.Yetkiler  tek kişinin  elinde  olmamalıdır.Bu ülke  Tek  Kişi   Yönetimi ile  Yönetilmez”

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ” Başkanlık sistemine ve Anayasa değişikliğine kesinlikle kendim ve partim adına –HAYIR”dedi.

    Siyasi Gündem

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Başkanlık sistemine ve Anayasa değişikliğine kesinlikle kendim ve partim adına –HAYIR

    gurselyildiz4

    Güvenlik Zafiyeti

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Bir çok olayda güvenlik zafiyeti olduğu ortaya  çıktı.

    Özellikle Kayseri’deki 14 askerimizin şehit olduğu olayda .Biz  bunları belgeleriyle kanıtlarız.İstihbarat önceden bir çok olayın olacağını biliyor. Veya  sezinliyor.İstanbul’daki Yılbaşı gecesi yaşanan olay kaç gün önceden biliniyormuş güya tedbir alınmış.Sonuç

    Terör Olayları

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Türkiyenin başına  musallat olmuş FETÖ,PKK,PYD,IŞID gibi  bölücü değil artık öldürücü terör  örgütleri gibi uğraşılması gereken çok önemli bir  konusu  varken  Anayasa değişikliği ,Başkanlık sistemi  gibi  sonradan düşünülmesi gereken konularla gündem dolu.Türkiye  kan gölüne döndü .Hergün Polis,Asker  sivil Halk ölüyor.İktidar kendi derdine  düşmüş vekil arkadaşlar birbirlerini yumrukluyor  bu arkadaşlar  milletin seçtiği bizi temsil etmesi gereken milletvekilleri.”

    EKONOMİ

    Hak ve Huzur Partisi Genel Başkanı Gürsel YILDIZ “Benim Partimin düşüncesi terör olayları bitirildikten sonra  zaten  ekonomi eskisi  gibi olacaktır.Özellikle Doğu illerimizde  yatırımlar  yatırımcılar ve  iki yıldır  zor günler geçiren Turizm,Turizm yatırımcıları  Turistler  güzel Türkiyemize gelecektir.Tarım,ziraat,besicilik yine  haraketlenecektir.”

Toplam 7 bulundu. Şu anda 3. sayfadasınız12345Sonraki...Son sayfa »